Yukarı Çık

ZEKÂT, HAC VE KURBAN GİBİ İBADETLERİN HEDEFİNDE GÜZEL AHLAK VARDIR

14 Şubat 2019 Perşembe 12:34:39
82 kez okundu.

Zekât,  servetten alınan bir vergi ve haraç değil, aksine o insanlar arasında şefkat ve merhamet duygularını uyandıran, insandaki servet tutkusunu ortadan kaldıran, hem insanı hem de sahip olduğumuz malı temizleyen, zenginle fakir arasındaki kardeşlik duygusunu pekiştiren bir köprüdür. Kur’an zekâtın hikmeti hakkında:
“Huz min emvâlihim Sadagaten tuTahhiruhum ve tuzekkîhim bihâ ve Salli aleyhim, inne Salâteke sekenun lehum, vallâhu semîun alîm(alîmun)”(Tevbe: 103)
“Onların mallarından kendilerini temizleyen ve (günahlardan) arıtıp temize çıkaran bir sadaka al…” (Tevbe: 103) buyrulur.
Nefsi cimrilikten kurtarmak ve toplumda sosyal adaleti ve sosyal barışı sağlamak zekâtın birinci hikmetidir. Bundan dolayı Sevgili Peygamberimiz Müslüman’ın vermekle yükümlü olduğu “sadaka”  kelimesinin anlamını çok geniş tutmuş ve:
“Müslüman kardeşinin yüzüne tebessümle bakmak, iyiliği emir etmek, kötülüğü men etmek, yolunu şaşırmışa yol göstermek, yoldan taş, diken, kemik vb. şeyleri temizlemek, kovamızdan Müslüman kardeşimizin kovasına su dökmek, görmeyene rehberlik etmek sadakadır” (Buhari) buyurmuştur.
Haccın farz kılınmasının hedefinde de güzel ahlak vardır:
“Azığın en hayırlısı takvadır”
“Hac, bilinen aylar(da)dır. Kim o aylarda (niyetle ihrama girip) haccı yerine getirmeye azmederse, (bilin ki) hacda (eşiyle) cinsî ilişki kurmak, günah sayılan davranışlarda bulunmak ve kavga etmek/ağız dalaşı yapmak yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. Bir de (yol için) kendinize azık edinin. (Bilin ki) azığın en hayırlısı takvâdır (günaha sebep olan hareketlerden sakınmaktır). Ey akıl sahipleri! Yalnız benim emirlerime uygun yaşayıp karşı gelmekten sakınarak azabımdan korunun.” (Bakara: 197)
Peygamber Efendi'mizin : “Kim Allah için hacceder, bu esnada kötü söz ve davranışlardan sakınırsa (kul hakları müstesna) annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlarından arınmış olarak hacdan döner.” Hadis-i şerifi de Haccın günahları temizlediğine, takvaya ulaşmaya ve güzel ahlaka vesile olduğuna işaret eder.
“Len yenâlellâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut tagvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn(muhsinîne).”  (Hac : 37)
“Kurbanlarınızın etleri de kanları da Allah'a ulaşmaz; fakat O'na sizin takvânız ulaşır” meâlindeki âyet bütün dinî ve ahlâkî faaliyetlerimizi Allah'a saygı ve O'nun rızâsını kazanma niyetiyle yapmamız gerektiğini gösteriyor.” (Hac: 37)
 “Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), “Andolsun seni öldüreceğim” dedi. Diğeri de “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder” dedi.” (Maide: 27.)
• Bu ayetten anlıyoruz ki başta kurban ibadeti olmak üzere bütün ibadetler ancak Allah rızası için ve canı gönülden yapılmalı, ibadet gösterişten ve şirkten uzak olmalı işte bu tür ibadetler takva sahiplerinin ibadetleridir. Allah ancak kendisinin emrine uyan, karşı gelmekten sakınan kullarının kurbanlarını ve ibadetlerini kabul eder.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.