Yukarı Çık
Muharrem Günay

Muharrem Günay

İnsanı kötülüklerden alıkoymak, korumak amacıyla emredilen oruç Arapça’da savm/syam sözleriyle ifade edilmektedir. “Savm ve Sıyam “ sözcükleri ise Arapça’da “ Bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, korunmak, engellemek, gösterişten, şatafattan, lüks ve israftan uzak durmak “ anlamlarına gelir.

NİCE ORUÇ TUTANLAR VARDIR Kİ ONLARIN ORUÇTAN NASİPLERİ SADECE AÇ VE SUSUZ KALMALARIDIR

13 Şubat 2019 Çarşamba 09:06:16
97 kez okundu.

İnsanı kötülüklerden alıkoymak, korumak amacıyla emredilen oruç Arapça’da savm/syam sözleriyle ifade edilmektedir. “Savm ve Sıyam “ sözcükleri ise Arapça’da “ Bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak,  korunmak, engellemek,  gösterişten, şatafattan, lüks ve israftan uzak durmak “ anlamlarına gelir. Kur’an’da orucun farz olmasındaki hikmet “le alleküm tettegune /ola ki korunasınız/muttaki olasınız, takvaya erişesiniz” sözüyle açıklanmakta ve şöyle buyrulmaktadır:
Yâ eyyuhellezîne âmenû kutibe aleykumuS Sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min gablikum leallekum tettegûn(tettegûne).
“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde farz kılındı. Ola ki korunup sakınırsınız. (lealleküm tettegûne=Müttaki olasınız, korunanlardan, takva sahiblerinden olasınız)”  (Bakara suresi: 183)
• Bakara suresi 183. Âyetten anladığımıza göre oruç, Hz. Âdem aleyhisselamdan beri bütün insanlara, günahlardan, kötülüklerden sakınmaları, korunmaları amacıyla farz kılınmış bir ibadettir.
Orucun İradeyi kuvvetlendirip, dayanma gücünü artırması, nefsi terbiye edip disiplin altına alması, sıkıntı ve açlığa katlanma alışkanlığını doğurup ve geliştirmesi, fakir ve muhtaçları, aç ve perişan durumluları hatırlatıp, onlara ilgi duyma idrakini uyandırması, hayatın yeme, içme ve benzeri ihtiyaçları yerine getirmekten ibaret olmadığını, insanın daha yüksek ve kalıcı amaçlar için yaratıldığını kalp ve kafaya işlemesi hep takva ve takva sahibi olmakla ilgili özelliklerdir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz insanda bu tür duyguları uyandırmayan ve güzel ahlaki davranışlar kazandırmayan ibadetlerin yorgunluktan ve aç kalmadan öteye insana bir fayda sağlamadığına dikkat çekerek şöyle buyurmuşlardır:
“Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan nasipleri sadece aç (ve susuz) kalmalarıdır. Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki onların namazdan nasipleri uykusuz kalmaktır.” (İbni Mace; 21, I,539)
Oruç yeme içmeyi terk ile değil, ancak; dili, gözü, kulağı ve kalbi kötü söz ve benzeri şeylerden uzak tutmakla tutulmuş olur. Bu konuyu Allah’ın Resûlü şöyle açıklar:
“Kim yalan söz(leri) ve onunla amel etmeyi terk etmezse, Allah’ın onun yeme ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.” (Buhari) “Oruç, yeme ve içmeyi terk ile değil, ancak o; kötü söz ve benzeri şeylerden yüz çevirmek iledir.” (İbni Huzeyme)
Peygamberimize: “Falan kadın gündüzleri oruç tutar; geceleri namaz kılar, fakat kötü huyludur, diliyle komşularını incitir” dediler. Peygamberimiz: “Onun yeri cehennemdir” buyurdu. (İ.Gazâli; Kimyayı Saadet, s. 335)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.