Yukarı Çık

NAMAZI KILMAK İLE İKAME ETMEK ARASINDAKİ FARK (2)

6 Şubat 2019 Çarşamba 12:40:03
167 kez okundu.

Denilir ki: “Namaz kılanlar çoktur. Ancak onu ikame edenler azdır. Allah, namazı hakkıyla kılanları ve namazı hayatına hâkim kılanları “Namazı ikame edenler” olarak vasıflandırmıştır.” Nitekim Allah şöyle buyurur:
“Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz ikâme edereler ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.” (Hacc Suresi/35.)
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimde namazı hakkıyla kılanlar ve namazlarını hayatlarına hâkim kılanlar namazı ikâme edenler olarak vasıflandırılırken, namazına gösteriş ve riya katan Münafıkları ise Mâun suresinde sadece “Musallîn” namaz kılanlar olarak vasıflandırılmıştır.  Nitekim Allah şöyle buyurur:
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını ciddiye almazlar/namazlarında gafildirler”  (Maun Suresi/4-5. Ayet) (Gafletten Kurtuluş, Ebu’l Leys Semerkandî, Tercüme: Yaman Arıkan)
İbni Mes’ud (ra) şöyle der:
“Kıldığı namazlar kişiye iyilikler yapıp kötülüklerden kaçma duygusunu veremiyorsa bu namazlar, onun Allah’a olan uzaklığını arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Kılınan namazlar, kişiye iyilikler yaptırmalı, kötülüklerden de sakındırmalıdır. Eğer kişi, namaz kıldığı halde iyilikler yapmıyor yanı ahlakını güzelleştiremiyor ve kötülüklerden de sakınmıyorsa, o kimse gittikçe Allah’tan uzaklaşıyor demektir.” Bunları söyleyen İbni Mes’ud (ra), daha sonra şu ayeti okudu:
“(Rasülüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.”  (Ankebut Suresi 45) (Gafletten Kurtuluş, Ebulleys Semerkandî)
Medyen halkına gönderilen Şüayp Peygamber de tıpkı sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi namaza aşırı düşkünlük gösterir ve kavmine haramdan kaçınmalarını, helal yemelerini, ölçüde tartıda hilekârlık yapmamalarını, Allah’ın kendilerine vermiş olduğu malları keyiflerine göre değil Allah’ın istediği biçimde harcamalarını israftan kaçınmalarını, yeryüzünde fitne ve kargaşa çıkarmamalarını emrederdi. Onun bu durumu Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:
“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik, onlara) dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur (olamaz da). Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın! Çünkü ben, sizi bir hayır (ve bolluk) içinde görüyorum. Şüphesiz ben, sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum.” (Hud:84)[krş. 7/85-93] “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı tam olarak, adaletle yerine getirin, insanlara eşyalarını (haklarını) eksik vermeyin ve yeryüzünde (Allah’ın koyduğu sosyal ilkeleri değiştirerek) bozgunculuk yapmayın, kargaşa çıkarmayın (ve fenalık yapmayın)!” (Hud/85) “(Ey kavmim!) Eğer iman eden kimseler iseniz, Allah’ın bıraktığı (helal kâr) sizin için daha hayırlıdır. (Yine de hile yaparsanız,) ben sizin üzerinize bir bekçi (ve azaptan koruyucu) değilim.” (Hud/86) “Dediler ki: “Ey Şuayb! Atalarımızın taptıkları şeylerden veya mallarımızdan istediğimiz gibi harcamaktan vazgeçmemizi, senin namazın mı emrediyor? …” (Hud/87)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.