Yukarı Çık

NAMAZI KILMAK İLE İKAME ETMEK ARASINDAKİ FARK (1)

5 Şubat 2019 Salı 12:43:52
97 kez okundu.

Yüce kitabımızda sık sık “Namazı ikâme et” emri geçer. Hiç şüphesiz namazı kılmakla ikame etmek aynı şey değildir. Namazı kılmakla namazı ikame etmek arasında büyük fark vardır. Elmalılı Hamdi Yazır namazın ikame edilmesi konusunda şöyle diyor:
Elbette, “Namazı ikame ederler” demekte, “Namazı kılarlar” demekten fazla bir anlam vardır ki bu, en az “doğru dürüst” yani “namazın şartlarına uymak, Allah'a boyun eğmek ve tevazu göstermek suretiyle güzelce kılmak ve hatta kıldırmak mânâlarını ifade eder. (İkame), “kıyam” veya “kıvam”dan “if'âl” ölçüsünde olarak lügatte kaldırıp dikmek veya düzeltip doğrultmak veya kıymetlendirmek ve devam ettirmek veya dikkat ederek yapma anlamlarına geldiğinden, namazla ilgisinde bu mânâların birinden veya ortak noktalarından beliğ bir istiare yapılmış ve bunun için bir kelimelik “namaz kılarlar” yerine, iki kelimelik “namazı ikame ederler” seçilmiştir. İlk önce “dikmek” veya “doğrultmak” mânâlarını düşünelim: Bu bize “Namaz dinin direğidir.” hadis-i şerifini hatırlatır. Bu hadiste din, yüksek bir binaya benzetiliyor ve namaz aynı o binanın direği gösteriliyor ki, iman da o binanın temelidir. …Bu âyette de namaz cemaat ile kaldırılabilecek büyük bir direğe benzetiliyor ve onun güzelce dikilmesi veya doğrultulması suretiyle o yüksek binayı dinin inşa, koruma ve devam ettirilmesinin gereği anlatılıyor. Bir de bu binanın ilerde açıklanacak esasları, diğer kısımları, süsleme ve güzelliklerinin bulunduğuna işaret buyruluyor. Bundan dolayı “namaz kılarlar” demekle, “namazı ikame ederler” demek arasında ne büyük fark vardır. Hakikatte din gayet büyük ve kutsi bir binadır. ve bu binanın kerestesi, malzemeleri, şekli ve planı (yani şeriat) bizzat Allah'ın yaptığı ve koyduğu bütündür. Ona uygun olarak inşası, kurulup meydana gelmesi ve içinde saadetle yaşanması da insanlara aittir. Temsilen (benzetme yoluyla) diyebiliriz ki, bu binanın mimarı Allah, baş kalfası Peygamber, amelesi ümmettir. Bu binanın temeli kalplerin derinliklerinde atılacak ve ağızlardan taşacak, direği tek başına namazlarla hazırlanacak, düzlenecek ve cemaat ile görünme meydanına dikilecek, sonra üzerine diğer kısımları inşa edilecektir. (Elmalılı Hamdi Yazır, Bakara Suresi Tefsirinden) (Bak. Ali Küçük Besairü’l Kur’an Tefsiri Bakara Suresi)
Şekilciler, sadece kalıpları ile namaz kılanlar, namazı edâdan selamla çıkarlar, hakikat ehli ise selamla namazı devam ettirmeye girerler. Nitekim Allah Teâlâ: “Ellezinehüm alâ salâtihim dâimune/Onlar namazlarına devam ederler” (Mearic/23); “Vellezîne hüm alâ salavâtihim yuhâfizûne/ Onlar namazlarını muhafaza ederler, korurlar.” (Mü’minun / 9; Mearic / 34), “Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzere yatarken Allah’ı anarlar…” (Ali imran / 191) buyurmaktadır. Yani şekilleri ve bedenleri ile namaz kılanlarla, namazı ikâme edenler, ruhları ile bütün benlikleri ile namaz kılanlar, namazı sosyal hayatlarına hâkim kılanlar, namazın ruhuna ve amacına uygun bir hayat yaşayanlar elbette bir değillerdir. Onlar selamla namazdan çıkmazlar bil akis namazı hayatlarına hâkim kılarak yaşarlar. Çünkü onlar Allah’ı görmeseler de Allah’ın kendilerini gördüğünün bilincindedirler. Onlar kalıpları ile değil bütün benlikleri ile namaz kılarlar ve namazda olmaya devam ederler. Nitekim hadis-i şerifte: “Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33; ibn Mâce, Zühd, 9) buyrulmuyor mu?

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.