Yukarı Çık

İSLAM’DA ÖRF VE ADETİN YERİ VE ÖNEMİ

22 Ocak 2019 Salı 12:49:41
198 kez okundu.

Yüce dinimiz İslâm, bütün insanlığa gönderilmiş “Âlemşümul bir davet” olmakla beraber, millet-milliyet (şuub-şuubiye), milli kültür, örf/töre ve adet gerçeklerini inkâr etmez. Kendine aykırı düşmeyen milli kültür değerlerine önem verir.
İslâm, “edile-i şer’iyye” ile tayin olunmuş bulunmasına rağmen, hükümlerin icra edilmesinde “örfe” (milli töreye) uyulmasını emreder. Bu husus yüce ve mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’in El- Bakara Suresinin 178. Ayetinde, hiçbir açıklamaya meydan vermeyecek şekilde ortaya konmuştur:
“Ey iman edenler! (Tarafınızdan kasten) öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı. Öldüren) hüre hür, köleye köle, kadına kadın (hâkimin hükmü ile kısas olunur. Erkek, kadını öldürmüşse yine aynıdır). Fakat (öldürülenin) kardeşi (velîsi veya mirasçılarından biri) tarafından o (kâtil) şahıs lehine bir şey affedilir (bağışlanır)sa (kısas düşer), o zaman örfe uymak (yani dîne ve akla uygun diyet borcunu) ona (öldürülenin velîsine) güzellikle ödemek gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve merhamettir. Kim bundan sonra (kısas ister veya diyet aldıktan sonra yine de kâtile veya akrabasına) saldırıda bulunursa, onun için pek acıklı bir azap vardır.” (Bakara 2/178)     Burada “örfe uymak” ve “güzellikle muamelede bulunmak” istenmektedir. Ancak tekrar tekrar belirtelim ki, “örf” (töre) asla İslâm’ın ortaya koyduğu “normlara” çatışmayacak, “küfre” ve “harama” yer vermeyecektir. (S.Ahmed Arvasi, T.İ.Ü. Cilt, III/119)
Burada, Mecelle şerhine dayanarak kısaca açıklamak gerekirse: Âdet: Ruhlarda yerleşen, normal insanlar tarafından benimsenen ve bu vasıfları sebebiyle uzun zaman boyunca tekrarlanmış fiil, davranış ve uygulamalardır. Örf: Aklı başında kimselerin mâkul buldukları, normal vasıflı insanların benimsedikleri meşhur ve makbul şeylerdir. (Ali Haydar Efendi, . I / 94 vd.) Umûmi örf her yerde delil ve tefsir mesnedi olduğu halde husûsi örf ancak, onun bilindiği ve benimsendiği yerlerde delil olabilir.
Mecelle’de örfe/töreye uyma konusunda aşağıdaki hükümler yer alır:
“Adet muhkemdir.” (Mecelle 36. Madde) Yani, âdet olan şeyi yerine getirmek şarttır. Mecelle’ye göre “Şeriatin hükmünü isbat için örf ve adetle hüküm kılınır.”
“Nasın isti’mali, bir hüccettir ki, onunla amel vâcip olur” (Mecelle Madde 37) Yani nasın/halkın öteden beri, yapabildiği ve İslâm’a aykırı düşmeyen öfr ve adetlere uymak mecburdur.
“Âdeten memnu (yasak) olan şey, hakikaten mümteni (İslâm’ın yasak saydığı işler) gibidir.” (Mecelle 38. Madde)
“Örfen mâ’ruf olan (herkes tarafından bilinen) şey, şart kılınmış gibidir.” (Mecelle 43. Madde) Yani insanlar arasında herhangi bir sözleşme yapıldığı zaman, taraflar sözü edilmese bile töre ve geleneklerin isteklerini peşinen kabul etmiş sayılıp, bu hususlara uymak zorundadırlar.
“Öfr ile tâyin nas ile tâyin gibidir.” (Mecelle 45. Madde) Yani, İslâmiyete aykırı düşmeyen hususlarda örfe/töreye uymak Kur’an ve sünnete uymak gibidir.
“Ezmânın teğayyürü ile ahkâmın teğâyyürü inkâr edilemez.” (Mecelle 39. Madde) Yani zamanın değişmesi ile örf ve adetlerle tayin olunan normların değişmesi de zaruridir.
İslâm âlimleri, şer'î delillere ve çevrenin yahut âdetlerin değişmesine göre değişmeyen şer'î hükümlere aykırı olması halinde örfün muteber sayılamayacağı ve hatta ortadan kaldırılması gerekeceği hususunda fıkirbirliği içindedirler. Meselâ, içki içme, kumar oynama, rüşvet, faiz, kabirlere kurban kesme mum dikme ve kadınların dışarıya örtünme esaslarına uymadan çıkmaları gibi davranışlar toplum içinde âdet haline gelse bile, bunlar zamanla değişikliğe uğraması mümkün olmayan Kitap(Kur’an) ve Sünnet hükümlerine ters düştüğünden geçerli birer örf olarak kabul edilemezler.
Bizler Müslüman olmakla beraber aynı zaman da Türk’üz. Bu bakımdan kitap ve sünnet çizgisinde yaşayan nesiller yetiştirmenin yanında Türk töresini ve Türk Töre’sinin İslamla çelişmeyen kurallarını benimseyen, yaşayan nesiller yetiştirmeliyiz.  

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.