Yukarı Çık

HANDİKAPLAR

22 Ocak 2019 Salı 12:48:43
568 kez okundu.

Halkımız ekonomik sıkıntıları konuşurken, siyasilerin gündemi yerel seçimler. 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan seçimlere 2,5 aydan kısa bir zaman kaldı. Adı yerel seçim olmasına rağmen, doğuracağı sonuçlar itibariyle her kesimin dikkatle beklediği zor bir seçim dönemine giriyoruz. Eğer erken seçim olmazsa 2023'e kadar bir daha seçim yok.
31 Mart 2019 tarihi, iktidar açısından oldukça önemli. Bu seçim sadece yerel seçim değil, iktidar açısından bir nevi güven oylaması niteliği taşıyor. Özellikle büyük şehirlerde kayıp yaşanması, oy oranlarında hissedilir düşüşler olması, iktidarın meşruiyetinin tartışılmasına neden olacak. 2016 referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki oy oranlarına bakıldığında büyük şehirlerin kazananını şimdiden kestirmek güç.
Bu seçimler partilerin yanında, ittifakların yarışına sahne olacak. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile koalisyonların biteceği iddia edilmesine rağmen ülkede her seçimde, seçim öncesi koalisyonlar kuruluyor. Adaylardan ve projelerden çok, ittifakların konuşulduğunu tanık oluyoruz. Bu da bir yandan ülke içindeki kamplaşmayı tetiklerken, diğer yandan seçimi yerel olma özelliğinden uzaklaştırıp genel seçim havasına sokuyor. Bu kamplaşmaların sandığa nasıl yansıyacağı ise belli değil.
Yerel seçimlerde toplamda alınan oy oranını kadar, İstanbul, Ankara gibi belirli büyükşehir belediyelerinin önemi var. Bu belediyeleri  alan parti, seçimin galibi olarak psikolojik üstünlük sağlıyor. AKP, yerel seçimlerde milletvekili seçimlerinden daha az oy alıyor. 2004 yerel seçimlerinde yüzde 40, 2009’da yüzde 38, 2014’te ise yüzde 45 dolayında oy aldı. Yerel seçimlerde en az oyu hani şu teğet geçtiği ifade edilen ekonomik kriz dönemine denk gelen 30 Mart 2009 seçimlerinde aldı. Yaşanmakta olan ciddi ekonomik kriz sonrası iktidar partisinin bu seçimlerde de ciddi oy kaybedeceğini tahmin etmek zor değil. Diğer yandan uzun süren iktidarın handikapı olarak AK Parti’ye “kızgınım, kırgınım, küskünüm” diyenler de hatırı sayılır bir sayıya ulaştı. Bu tepkisel oyların bir kısmı “sandığa gitmeme” şeklinde olabilir, ancak akla yatkın olanı başka parti veya partileri tercih etmesidir. Yerel dinamikler her yerde farklı olmakla birlikte, iktidar partisinden kopan oyların ilk adresi bence MHP olacaktır. AKP'nin bu seçimlerdeki belki de tek avantajı seçmenlerin oy kullanırlarken, daha iyi yatırım alabilmek umuduyla, iktidar partisini tercih etme eğiliminde olmaları olacaktır.
İktidarın, elindeki medya desteği ile her seçim öncesi yaptığı “kamplaştırma siyaseti”  dışında kalan MHP, iktidar partisinden kopacak oyları toplayabilir. 15 Temmuz sonrası MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin akıl almaz desteği ile ortaya çıkan işbirliği tablosunun AKP tabanında sempati yarattığını geçtiğimiz seçimlerde gördük. Bu işbirliği tablosu içerisinde AKP'ye verilmeyen oyların adresi büyük oranda MHP olabilir. Ancak bir yandan MHP içinden doğan İYİ Parti'nin MHP oylarına talip olması, diğer yandan MHP'nin önceki söylem ve vaadlerini unutarak iktidara sunduğu koşulsuz destek sonrası MHP'den kopan taban, MHP için handikap oluşturuyor.
Ülkede yaşayan herkesin iliklerine kadar hissettiği ekonomik krizin seçmeni arayışa ittiği kesin. İdeolojik olmayan seçmenin ana muhalefet partisine yönelmesi beklenen bir gelişme. Krizden öte “tek adam rejimine tepki göstermek gerekiyor” diye düşünen, en azından iktidara ders vermek gerektiği söyleyenler hiç de az değil.  İktidara ders vermek isteyen seçmen, özellikle büyükşehir seçmeni CHP'ye yönelecektir. CHP'li Belediyelerin son dönemde yaptıkları başarılı belediyecilik uygulamalarının, çağdaş bir şehirde yaşamak isteyen tüm kesimlerin dikkatini çektiği de bir gerçek. Ancak tüzüğünde “Çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi, vazgeçilmez temel ilkeleri olarak kabul eder.” maddesi olan CHP sol, sosyal demokrat bir parti olarak son 3 seçimde önseçim yapmamanın sancılarını da çekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası ortaya çıkan yeni lider arayışları da cabası. CHP tabanı ile tavan arasındaki farklılık, ciddi sayıda partiliyi küskün hale getirdi. Yerelde ve ülke genelinde “ben yaptım oldu” anlayışı ile belirlenen adaylar tabanda huzursuzluk yaratıyor. Sosyal demokrat bir partinin, ülke bu kadar ağır bir kriz yaşarken, insanların refah seviyesi hızla gerilerken kendi iç mücadelesine yoğunlaşmış bir görüntü  vermesi seçmenin de kafasını karıştırıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi gecesi yaşananların ardından, halkın sandık güvenliğinin sağlanması konusunda ortaya çıkan yetersizliklerin sorumlusu olarak ana muhalefet partisini görmesi ve partiyi sandığa gitmemekle tehdit etmesi CHP açısından handikap oluşturuyor.  
İYİ Parti henüz yeni kuruldu. CHP'nin desteği ile girdiği ilk seçimde bekleneni veremedi. Merkez sağ bir parti olarak konumlandırılan İYİ Partinin AKP'den çok, MHP ve CHP'li seçmenden oy aldığı gözleniyor. Bu haliyle de ülkedeki iktidar denkleminin değişmesinde etkili olamıyor. Henüz örgütlenmesini tamamlayamaması, partiye katılanlar kadar istifa edenlerin de olması, taşıma adaylarla seçime girmenin sıkıntılarını yaşıyor. İktidar tarafından 15 Temmuzla ilişkilendirilmesi İYİ Partinin en büyük handikabı gibi görünüyor.
Siyasi partilerle ilgili yaptığımı bütün bu değerlendirmelerin dışında yerel dengeler, ortaya çıkan adayların projeleri ve karizmaları da seçmenin tercihini etkileyecektir. Seçmen Ankara'da yapılan çatı ittifaklarına mı, yoksa kendi iradesine mi güvenecek? Tavanda yapılan ittifaklara, tabanda ne kadar destek verecek göreceğiz. Ancak seçimlerin düğümünü büyükşehirlerin belirleyeceği kesin.
Son Söz; “Söz sırası milletin”

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.