Yukarı Çık
Muharrem Günay

Muharrem Günay

Kur’an-ı Kerim’de sâlih amel işleyenlere Cenâb-ı Hak dünya hâkimiyetini müjdeleyip şöyle buyuruyor:

SALİH KULLARA HÂKİMEYET MÜJDESİ VAR

19 Ocak 2019 Cumartesi 09:44:37
133 kez okundu.

Kur’an-ı Kerim’de sâlih amel işleyenlere Cenâb-ı Hak dünya hâkimiyetini müjdeleyip şöyle buyuruyor:  
(Resûlüm!) Allah, sizden iman edip de sâlih amel işleyenlere vaadetti ki: Kendilerinden öncekileri (kâfirlerin yerine) hükümran kıldığı gibi, elbette onları da (dinlerini ve kitaplarını tahrif edenlerin yerine) yeryüzünde hükümran yapacak (devlet-hilâfet verecek), onlar için beğendiği dinlerini (İslâm’ı) mutlaka kendileri için iktidar yapıp sağlam temellere oturtacak ve korkularının ardından onları kesinlikle tam bir güvene erdirecektir. (Çünkü onlar) hiçbir şeyi bana ortak koşmadan kulluk ederler. Artık kim bundan sonra nankörlük ederse işte onlar, yoldan çıkan (fâsık)ların ta kendileridir.
“(Resûlüm!) Allah, sizden iman edip de sâlih amel işleyenlere vaadetti ki: Kendilerinden öncekileri (kâfirlerin yerine) hükümran kıldığı gibi, elbette onları da (dinlerini ve kitaplarını tahrif edenlerin yerine) yeryüzünde hükümran yapacak (devlet-hilâfet verecek), onlar için beğendiği dinlerini (İslâm’ı) mutlaka kendileri için iktidar yapıp sağlam temellere oturtacak ve korkularının ardından onları kesinlikle tam bir güvene erdirecektir. (Çünkü onlar) hiçbir şeyi bana ortak koşmadan kulluk ederler. Artık kim bundan sonra nankörlük ederse işte onlar, yoldan çıkan (fâsık)ların ta kendileridir.” (Nur 24/55; [krş. 8/26; 14/14; 21/105]
Bu ayeti kerimede Allah’a iman edip Salih amel işlemiş olan eski ümmetlerin durumuna dikkat çekilerek “Allah sizden önceki iman edip Salih amel işlemiş olan peygamberler ve ümmetlerini dünyada nasıl egemen, kılıp iktidar sahibi yaptıysa”; Allah’a iman edip salih amel işleyen Muhammed ümmetine de yeryüzünde egemenlik ve hâkimiyet vaad etmektedir” denilmektedir.
Samimi ve ihlâslı olan bir kulu Allah Teâlâ hiçbir zaman mahcup etmez, yardımsız bırakmaz. Nitekim ihlâsı sayesinde Yusuf Aleyhisselâmı zindandan kurtarıp Mısır’a sultan yaptı. İbrahim Aleyhisselâmı Nemrud’un ateşinden kurtarıp, ateş çukurunu gülistan eyledi. İsmail aleyhisselamı kurban olmaktan kurtardı. Mekke’den hicret etmek zorunda kalan Peygamberimizi Medine’de âlemlere sultan eyledi.
İsimleri tarihe altın harflerle yazılan İslâm büyükleri de o makamlara ancak ihlâsları sayesinde yükseldiler. Gazi ve şehitler zaferleri ihlâslarıyla kazandılar. Gönül erleri ihlâsları sayesinde gönüllerde taht kurdular. Âlimler  ihlâslarıyla insanlığa ışık tuttular. Velhâsılı büyük büyük İslâm medeniyeti ihlaslı insanların omuzları üzerinde yükselmiştir.
Atalarımızın da dünyada eşi benzeri görülmemiş medeniyetler ve cihan devletleri kurmuş olmaları ve İslâm’ın bayraktarlığını yapmaları niyetleri ve ihlâsları sayesinde olmuştur. Çünkü Selçuklu ve Osmanlı Türkleri hep yeryüzünde Allah’ın dinini hâkim kılmak ve “İlâyı Kelimetullah ülküsü” peşinde koşmuşlardır. Dünyada tekrar egemen olmanın ve hâkimiyet kurmanın yolu da düştüğümüz yerden kalkmakla yani yeniden Allah’ın dinine hizmet etme ve Allah’ın adını yüceltme peşinde koşmak niyeti ve samimiyeti ile mümkündür. Çünkü Yüce Allah mealini verdiğimiz Nur suresi 55. ayetinde sâlih kullarına hâkimiyet ve egemenlik sözü vermektedir.
Sonuç olarak her işin bir niyet ve bir de amel tarafı vardır. Amelin Allah katında kabul edilmesi, değer kazanması niyete bağlıdır. Ameller sanki matematikteki sıfıra, niyetler de rakamlara benzerler. Rakam olmadığı ve sıfırın başına koyulmadığı müddetçe sıfırların hiçbir değeri olmadığı gibi niyet olmadıkça da amellerin hiçbir değeri yoktur.
“De ki: “ Gul innî Salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâti lillâhi rabbil âlemîn (e) Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah'ın( ve Allah’ın rızasını kazanmak için) dir.” (Enam Suresi, 162)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.