Yukarı Çık

HER ANIMIZI İBADETE ÇEVİREBİLMEK

15 Ocak 2019 Salı 12:34:21
170 kez okundu.

Yapılan bir ibadetin kabul edilip edilmemesi o ibadeti yaparken içimizden geçen niyetle ilgilidir. Niyet kalbe ait bir iştir. Niyet, kalbin bir şey'e karar vermesi, o işin ne için yapıldığını bilmesi demektir.
Başta namaz olmak üzere, zekât, sadaka, hac, umre, oruç vb. ibadetleri yapacak olan kişinin niyeti hâlis olmaz ve bu ibadetini sırf Allah rızâsı için yapmazsa ibadeti gerçekleşmediği, kabul edilmediği gibi şu âyete de ters düşmüş olur:
“Onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dos-doğru dindir.” (Beyyine 98/5.)
Niyetle ve sünnete tabi olmakla insanın âdet ve alışkanlıkları birer ibadet hükmüne geçer. Meselâ akşam yatarken gece ibadetine kalkma niyeti olan bir insanın uykudaki solukları dahi zikir yerine geçer. Bir Müslüman günlük yaşantısında Peygamber Efendimizin sünnetine uymakla ve her işte Allah rızasını kazanmayı niyet etmekle bütün bir hayatı ibadet haline dönüştürebilir. Çünkü peygamberimizin ifadesiyle “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır; (Beyhakî, Şuabü’l-İman, Beyrut, 1990. V, 343.) Ameller niyetlere göredir.”(Buhârî, Bedü’l-vahyi, 1.)
Bazı âlimler niyet hadisinin İslâm’ın üçte birini teşkil ettiğini söylemişlerdir. Zira kulun ameli ya kalbiyledir ya diliyledir veya da organlarıyladır demişlerdir. İşte burada niyet bu üç kısımdan biri ve en üstünüdür. Çünkü niyet bazan tek başına bir ibadet olduğu halde diğerleri ibadet olabilmek için mutlaka niyete ihtiyacı vardır. Böylece niyet amelden hayırlı olduğu anlaşılmış olur. İnsan ne kadar gayret ederse etsin, niyetindeki ameli yakalayamaz. Niyet, âdetleri ibadete çeviren bir şartel ve anahtardır. İslâmda bütün ibadetler Allah ve Allah rızasını kazanmak için yapılır. Riya ve gösteriş için yapılan ibadetin sevabı yoktur hatta vebali vardır.
Hadislerde belirtildiği üzere cephede şehitlik veya malı infak etmek de niyete göre değerlendirilir. Birincisinin en çarpıcı örneği “Kuzman” olayıdır. O müslümanlar safında herkesin dikkatini çekerek, takdirini celbedecek kadar kahramanca savaşmış ve pek çok müşriği öldürmesine rağmen aldığı bir yaradan dolayı intihar etmesi üzerine Peygamberimiz: “İnsanlardan bazıları vardır ki, halkın görüşüne göre cennet ehline yaraşan hayırlı işler yaparlar. Hâlbuki onlar o işlerini yaparken taşıdıkları niyetleri sebebiyle cehennemliktir.” (Müslim, İman, 179.) buyurmuşlardır. Bu hadisenin zıttı da mümkündür ve Peygamber Efendimiz zamanında yaşanmıştır. Meselâ Uhud savaşına kadar İslâmiyet’i kabul etmeyen Amr b. Sâbit, Uhud günü iman edip, silahını kuşanarak savaş meydanına gitmiş ve orda şehit olmuştu. Bu defa da Hz. Peygamber onun hakkında “Az amel işledi, fakat çok kazandı.” (Buhârî, Cihad, 13; Ebû Dâvûd, Cihad, 39) .buyurarak, samimi bir iman ve niyet karşılığının Allah katındaki değerini haber vermiştir.
îbn Ebu Hatim... Tâvûs'dan nakleder ki; adamın biri:
“- Ey Allah'ın Rasûlü, ben bazı yerlerde duruyorum (Ben harp meydanlarında duruyorum, sabır sebat ediyorum, vuruşuyorum) ve Allah'ın rızâsını diliyorum. Ancak benim bulunduğum yerin (halk tarafından da yerim ve cesaretimin) görülmesini istiyorum,” demiş. Rasûlullah (s.a.v.) ona hiç karşılık vermemiş, nihâyet bu âyet nazil olmuştur:
“Artık kim Rabbına kavuşmayı arzu ediyorsa, sâlih bir amel işlesin ve Rabbına İbâdette hiç kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf:110)
Mücâhid ve bir başkası da bu rivayeti böylece mürsel olarak nakletmiştir.
A'meş der ki: Bize Benû Hâşim'in kölesi Hamza Ebu Tumâre, Şehr îbn Havşeb'den nakletti ki adamın biri Ubâde İbn Samit'e gelmiş ve sana soracağım şeyi bana bildir, demiş:
“ Bir kişi Allah rızâsını gözeterek namaz kılsın ve övülmekten hoşlansın. Allah rızasını gözeterek oruç tutsun ve övülmekten hoşlansın. Allah rızâsını gözeterek sadaka versin ve övülmekten hoşlansın. Allah rızâsını gözeterek haccetsin ve övülmekten hoşlansın bunun durumu nedir? “
Ubâde İbn Sâmit demiş ki:
“Ona hiç bir şey” yoktur. Çünkü Allah Teâlâ; Ben ortak koşulacakların en hayırlısıyım. Kimin Benimle beraber bir ortağı varsa; o, bütünüyle onundur. Çünkü Benim ortağa ihtiyâcım yoktur.” (İbni Kesir, Kehf suresi 110. ayetin tefsirinden)
 “De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım; şu farkla ki bana ilâhınızın, bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Kim Rabbine (rızasına erişmiş bir mü’min olarak) kavuşmayı arzu ediyorsa sâlih amel işlesin ve Rabbine ‘ibadet ve itaatte’ hiçbir şekilde şirk/ortaklık karıştırmasın.” (Kehf 110)  [krş. 1/4; 11/123; 12/106]
(Allah varken, O’nu bırakıp gerek başkalarından yardım ummak, gerek Allah’ın emirlerine aykırı emir verenlere bağlanıp itaat etmek, amellere şirk karıştırmaktır. Rabbe kavuşma yolunda imandan sonra ilk adım, O’na ibadet ve emirlerine itaat, son mertebe de O’na tevekkül ve teslimiyettir (bk. 11/123). Allah’ın rızasına kavuşmak sâlih amelle olur. Kul namazı, cennet kazanma, Allah’tan korkma veya bir borç olarak kılmaktan ziyade; O’nun rızasına kavuşmak için kılmalıdır. Namaz, aynı zamanda nefsin veya içinde bulunulan her türlü ortamın köleliğinden kurtulduğunun ve Allah ile hür olduğunun göstergesidir. Mü’minin birinci görevi de bu hürlüğü şirksiz elde etmektir.) [bk. 2/45, 144](H. Tahsin Feyizli Meali)
Bu ayeti kerime’de (Kehf: 110) Salih amelin tanımı yapılmakta ve “Kim Rabbine (rızasına erişmiş bir mü’min olarak) kavuşmayı arzu ediyorsa sâlih amel işlesin ve Rabbine ‘ibadet ve itaatte’ hiçbir şekilde şirk/ortaklık karıştırmasın” denilerek bir amelin Salih amel olabilmesi için o amele asla şirk, gösteriş ve ortaklık karışmamasının gereğine ve sırf Allah rızası için yapılmış olmasına dikkat çekilmektedir.
Malını Allah yolunda infak ediyor gibi görünmesine rağmen gösteriş için sarfedenler kıyamet günü sevaplarını almazken, iyi niyet ve samimi olarak “Benim de malım olsaydı falan kişi gibi hayırda harcardım!” diyen kişilerin bu niyetiyle infak yapmış gibi sevaba nail olacağını Hz. Peygamber haber vermiştir. (Tirmizî, Zühd, 17)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.