Yukarı Çık

ALFABE

30 Kasım 2018 Cuma 12:55:29
45 kez okundu.

İslâmlığın meydana çıkmasından önce kurulan Türk Devletlerinde Orhun ve Uygur harfleri kullanılmıştır. Müslümanlığın Türkler arasında yayılması üzerine Türkçe’ye Arapça kurallar ve kelimeler girmeye başlamıştır. Daha sonra da Arap harfleri kabul edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu Türk-İslâm devleti olduğu için Arap harflerini kullanmaya devam etti.
Bu harfleri Arap medeniyeti ve Arap halklarının kullanması gayet doğal bir olgudur. Fakat bu harfler Türkçe’nin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamıyordu. Sağdan sola yazılıyordu, sessiz harflerin çoğu birbirine benziyor, ancak konulan bazı işaretlerle bu harflerin okunması mümkün oluyordu. Sesli harflerin sayısı dörttü, kelimelerin konuşulduğu gibi yazılmasına elverişli değildi. Bu harfler ile okuma-yazma öğrenmek bir sanat öğrenmek gibiydi, imlâ karışıklığı yüzyıllarca devam etti.
19. yüzyılda batı dillerinden Türkçe’ye çeviriler başlayınca bu sıkıntılar daha belirgin hale geldi.
1878’li yıllarda bu harfler konusuna bir çözüm bulunmaya çalışıldı.
Maârif vekaleti tarafından bir komisyon kurulsa da bir sonuca ulaşılamadı. Alfabe işi 1908 yılında da gündeme geldi. Çeşitli görüşlerin olduğu bir ortamda da bir sonuç alınamadı. Yine bu yıllarda Mebuslar Meclisine bir kanun tasarı verilerek Latin harflerine geçilmesi istense de bir sonuç alınamadı. 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nedeniyle harf meselesi askıya alındı.
Cumhuriyetin ilânından sonra yapılan yenilikler arasında alfabe sorunu da gündeme geldi. Maârif Bakanlığı 1927 yılında yeni harfler üzerinde çalışmalara başladı. Yüksek okullarda fizik, kimya, matematik derslerinde Latince işaretler kullanılmaya başlandı. Aynı yıl çıkarılan posta pullarında “Türk Postaları” kelimeleri Latin harfleriyle basıldı. 1928 yılında Büyük Millet Meclisi bir kanunla uluslar arası rakamları kabul etti.
Aydınların bazıları çeşitli nedenlerle Latin harflerinin kabulüne karşı çıkıyorlardı. Aslında konuşulduğu halde yazılamayan bir dil ile yazıldığı gibi okunamayan bir yazı vardı. Bu duruma bir son vermek için Maârif Bakanlığı 1928 yılında bir alfabe komisyonu kurarak Latin harflerine dayanan yeni Türk Alfabesini hazırlamaya başladı. Ulu önder bu konuya çok önem veriyordu. Bu durumu şu sözlerle bildirdi.”Arkadaşlar, zengin dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bir milletin yüzde sekseni okuma-yazma bilmezse bu çok ayıptır.” Mustafa Kemal dünyayı hayrette bırakan bu büyük kültür devriminin başöğretmeni idi. 1 Kasım 1928’de yeni harflere dair olan kanun Meclis tarafından oybirliği ile kabul edildi. Bu önemli olay yurdumuzda 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.
Bir çok başka ülkede ise UNESCO’nun önerisiyle 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor. 5 Ekim’in nedeni Paris’te öğretmenlik mesleği ile ilgili önemli bir toplantının olumlu kararlarla sonuçlanmasıdır.
Bizde 1981’den bu yana kutlanmakta olan 24 Kasım’ın nedeni ise Atatürk’e 11 Kasım 1928’de Bakanlar Kurulu kararı ile verilen “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” unvanının 24 Kasım’da yayımlanan “Millet Mektepleri Talimatnamesi” ile resmilik kazanmasıdır. Yaşamakta oldukları bütün sıkıntılara ve güçlüklere karşın ülkemizin aydınlık geleceğinin en sağlam güvencesi öğretmenlerimizdir.
Öğretmeni değersizleştiren toplumların gelecek beklentisi olamaz.
“Öğretmenler, Yeni Nesil Sizin Eseriniz Olacaktır.”
Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.