Yukarı Çık

BOKSÖRLER KRALI MARCEL DUNOT ŞEHRİMİZDE -2

29 Kasım 2018 Perşembe 12:51:31
82 kez okundu.

 

Tren gece boyunca, saatte otuz kilometre gibi bir hızla yol alır. Neredeyse her on dakikada bir, küçük ara istasyonlarda durur. Köylüler ve askerler trene binerler. Tren en nihayetinde sabah saat 8’de oldukça önemli bir istasyonda durur. (Burası Afyonkarahisar Tren İstasyonudur) Buradan sonrasını hikâyeden aktaralım:
Afyonkarahisar İstasyonunda
“Kahveciler perona çıktılar. Marcel Dunot ve Ardobast hızla kompartımanlarından aşağıya indiler. Kahve satanlar her ikisine küçük fincanlarla rahatlatıcı ve keyif verici bir içecek olan kahve servisi yaptılar. Ardobast aniden haykırdı. Dikkat! Bu tarafa geliyorlar! Bu sırada kahvesini yudumlamak üzere dudaklarına götürmüş olan Marcel Dunot döndü ve Poutcheff ile yanındakini gördü. Isınmak isteyen iki casus yolcu vagonundaki kompartımanlarından çıkmışlar ve Boksörler Kralı ile arkadaşının durduğu istasyon kahvesine doğru ilerliyorlardı. Bu sırada Marcel Dunot yanındaki Ermeni’ye sessizce içelim bizi tanımayacaklar diye fısıldadıktan sonra fincandaki kalan kahveyi mükemmel bir duruşla tek yudumda içti. Ardobast’a gelince, o biraz solgun görünüyordu.6
Poutcheff ile yardımcısı, Marcel Dunot ve Ermeni’den üç adım uzaktaydı:
-Bulgar casus, Çabuk, iki kahve! Diye seslendi. Bu sırada paltosunun cebinden gümüş kakma bir tabaka çıkardı. Yeni çıkardığı sigarasını yakmakla meşgulken, Marcel Dunot kahveciye birkaç kuruş vererek peşinden Ardobast’ı sürükledi. Her ikisi de, Bulgar casuslarının kendilerinden şüphe etmeyecekleri ve onları rahatlıkla izleyebilecekleri vagonlarındaki yerlerine döndüler.
-Ermeni itiraf etti!  Beni Ateş bastı!
-Sen nasıl böyle soğukkanlı olabiliyorsun?  Boksörler Kralı bir sigara yakarak etrafı izledi.
-Ah! Fransızlar! Hepiniz her şeye gülersiniz! Dedi Ardobast.
-Ağlamaktan iyidir!
Bir düdük sesi: Aniden tren (Afyonkarahisar Tren İstasyonundan) hareket etti. Yolculuğun geri kalanı olaysız tamamlandı”7
İstanbul’a vardıklarında Marcel ve Ardobast, takip ettikleri iki casusu gece bir sokakta amansız bir mücadeleden sonra ortadan kaldırırlar. Bu arada Bulgar casus Poutcheff ve yardımcısı adına düzenlenen belgeleri alarak onların kimliğine bürünürler. Marcel Dunot Bulgar casus Poutcheff’in, Ermeni Ardobast ise Poutcheff’in yardımcısı Yourevitch Kylas’ın yerine geçmişlerdir. Marcel, casusların üzerlerinde İttihat ve Terakki için hazırlanan ve içinde Fransız-İngiliz Filosu ve orduları hakkında dikkat çekici bilgi ve belgeler bulur. Marcel Dunot, geceyi Ardobast ile geçirdiği bir otelde, içerik ve rakamlarını değiştirerek bu bilgileri tamamen işe yaramaz hale getirir.8
Bulgar casuslardan ele geçirdikleri ve İttihat ve Terakki Komite Başkanı Rıza Cemil Paşa’ya sunulacak evrakları tahrif etmişler ve bunların yerine kendi hazırladıkları evrakları komiteye sunmuşlardır. Cemil Paşa, Marcel ve Ardobast'ın İranlı derviş Münir Galip'e eşlik etmeleri ve İran’da İngiliz ve Ruslara karşı yapılan savaşları desteklemeleri konusunda, Binbaşı Boche ve von Huckmehrt’i ikna eder.9
Hikâyenin devamında; İstanbul’da, İttihat ve Terakki Komitesinin yapmayı düşündüğü İran Harekâtının başarısını kolaylaştırmak için Komite Başkanı, Fransızlara ait iki pasaport verir. Bu Fransızlardan biri olan Louis Perrin, Marcel'in eski bir arkadaşıdır10Marcel ve Ardobast, Marcel’in eski bir arkadaşı olan Louis Perrin, Münir Galip ile buluşmak üzere randevulaştıkları Haydarpaşa’ya gidecek olan feribota binerler…11
Boksörler Kralı, Demir Yumruklu Boksör Marcel Dunot’un maceraları böylece sürer gider.Her bölümde birbirinden heyecanlı maceralar birbirini takip eder.
Yazar Jose Moselli’nin Boksörler Kralı Marcel Dunot’su, İan Fleming tarafından 1952'de yaratılan hayali bir İngiliz ajan karakteri olan James Bond'dan daha evvel ortaya çıkmış bir macera kahramanıdır. Ancak, ajan James Bond kadar dünyada tanınmamıştır. James Bond’un daha çok tanınması ve bilinmesinde elbette çok sayıda filminin çekilmiş olmasının etkisi olmuştur. Marcel Dunot ve gerekse James Bond’un ülkemize dönük bir ilgileri olduğu da bariz bir şekilde görülmektedir. Her ikisinin de bir ayakları ülkemizdedir. James Bond’un en az üç filmi ülkemizde çekilmiştir.
Moselli’nin ise konusu ülkemizde geçen macera romanları yazmış olması oldukça dikkat çekicidir. Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun anlatıldığı “Erzurum’un Süvarileri”, “Mondros Casusları”, “Dervişlerin Sırrı” gibi12 macera romanları bunlardan bazılarıdır.
Günümüzde yazar Moselli’nin basılı hikayelerini toplayan ve koleksiyonlarına dahil etmek isteyenler hala çoktur. Bizim için ise; Fransız yazar Moselli’nin “Le Tombeur Des Boches” adlı casusluk hikâyesinde, Afyonkarahisar’da geçen bir bölümün olması dikkat çeken ve heyecan uyandıran husustur.   (Son)

 

KAYNAKÇA:
6 Jose Moselli, L’epatant, “Le Tombeur Des Boches”, Yıl:1916/06/29, s.6-7  
7 Jose Moselli, L’epatant, “Le Tombeur Des Boches”,Yıl:1916/07/06, s.2-4
8 Jose Moselli, L’epatant, “Le Tombeur Des Boches”, Yıl:1916/07/13, s. 6-8
9 Jose Moselli, L’epatant, “Le Tombeur Des Boches”, Yıl:1916/07/20, s. 5-7
10 Jose Moselli, L’epatant, “Le Tombeur Des Boches”,Yıl:1916/08/03, s. 5-7
11 Jose Moselli, L’epatant, “Le Tombeur Des Boches”,Yıl:1916/08/10, s. 6-8
12 http://forums.bdfi.net/viewtopic.php? id=107&p=1,  Erişim: 22/10/2018

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.