Yukarı Çık

ELİ ÖPÜLESİ ÖĞRETMENLERİMİZ

26 Kasım 2018 Pazartesi 12:17:04
64 kez okundu.

“Hiç şüphesiz ki yapılan işler niyetlere göre (değer kazanır ve Allah katında geçerli) olur. Herkese niyetinin karşılığı verilir.”
                            Hadis-i Şerif
Sevgisiz insan dostsuz ve duygusuz bir biçimde yaşar. Her zaman siyahı yani zararlıyı sever. Kendi kendine şüphe içinde yaşar. O kişi ski sevmez, sevemez, zira sevilmenin bir ihtiyaç olduğunu bilmez.
Sevgisiz insanın kendisi sahnede hem aktör hem de seyirci gibidir. Kalbinde kötümserliği, vehmi, korkuyu, cesaretsizliği, ümitsizliği taşır. Kinci garazcı, kıskanç ve zalim ruhludur. Aşağılık duygusu onu yer bitirir. Hiçbir zaman sevmez, sevemez. Çünkü başı ve kalbi midesinin ağır yumruğu altındadır.
O sevgisiz insan ki, nefsi, ondan davacıdır. Bilmez ki sevmek yüce bir ibadettir. Her şeyden önce sevgi, insanı kusurdan uzaklaştırır, ona güzeli açtırır, iyiyi söyletir.
Toplumun en değerli varlığı hiç şüphesiz ki öğretmendir. Yukarıda zikredilen bütün olumsuzlukları ortadan kaldırmak için öğretmenlerimiz varını yoğunu ortaya koymaya çalışır. Çoraklaşmış topraklarda güller yetiştiren onlardır. Sevgisiz insanların kalplerine sevgi tohumlarını onlar atar. Sevmeyi, sevilmeyi insanlara onlar öğretir. Bir mumu gibi etrafını aydınlatırken kendisini tüketir. O öylesine öğrencilerini sever ki her şeyini onlar için feda etmesini bilendir.
“Unutmayın ki, her şeyin başı Allah sevgisi ve Allah korkusudur. Allah sevgisi almış bir yürek sahibinden hiçbir kötülük beklenmez. Allah korkusu olanların elinden ve dilinden kötülük gelmez. Bir kalpte hiç şüphesiz ki ya din vardır, ya kin vardır. Her ikisinin aynı kalpte bulunması mümkün değildir. Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur. Kişi, Peygamber’ (Hz. Muhammed)’i  (s.a.v) ve diğer peygamberleri severse, Allah dostlarını severse, Kur’an okuyanı severse, namaz kılanı severse Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in sünneti seniyyesi üzerine yaşarsa her iki cihanda aziz ve bahtiyar olur. Vatan, millet, bayrak, devlet ve millet sevgisi imandandır. Yeri geldiğinde bu cennet vatanımız için canımızı seve seve vermesini bilmeliyiz.” Diye çocuklarımıza ve gençlerimize seslenen yine hiç şüphesiz ki eli öpülesi vefakâr, cefakâr ve cana yakın, milli ve manevi değerlerle mücehhez bir halde bulunan çalışkan ve vefakâr öğretmenlerimizdir.
Hiç şüphesiz ki anne ve baba da birinci derecede öğretmendir. Çocuğunu en iyi bir şekilde yetiştirmek onun da en önemli görevidir.    
Öğretmen bu toplumun mimarıdır. Cehaleti yok etmek için gece gündüz durmadan çırpınan bir kelebek misali varlığını ortaya koyandır. Cefakârdır, vefakârdır, müşfiktir ve aynı zamanda gönül adamıdır, gönülleri ve kalplere girmesini bilen yegâne varlıktır.
Bugünümüzün varlığı, yarınımızın umudu, geleceğimizin teminatı konumunda bulunan çocuklarımızı ve gençlerimizi vatanına, devletine, milletine, anne ve babasına faydalı olacak bir şekilde yetiştirmeye çalışan onlardır.
Vatan için, bayrak için, millet için, devlet için yeri geldiğinde can verilmesini öğreten öğretmenlerimizdir. Öğrencilerini gelecekte devletin ve milletin yücelmesi için gece gündüz çalışmayı, vefakâr olmayı, cefakâr olmayı, gönülleri girmeyi ve gönülleri fethetmeyi bilen ancak ve ancak öğretmenlerdir.
Granitleşmiş kalpleri yumuşatan, sevgisiz, çoraklaşmış gönüllere gül tohumları atan yüce öğretmenlerimizdir.
Körpe kalplere,  genç nesillere, çoraklaşmış gönül tarlalarına umut ışığı eken hiç şüphesiz ki öğretmendir. Karşılıksız seven ve gönüllere girmesini bilen yine hiç şüphesiz ki öğretmenlerdir.
“Gülmek varken, silmek niye?
Düğüm varken ilmek niye?
Yapmak varken yıkmak niye?
Dünya yeter hepimize.”
Diyen ve toplumun mimarı niteliğindeki vefakâr ve cefakâr kişilerdir öğretmenlerimiz.
Ebediyete göç etmiş öğretmenlerimize Allah’tan rahmetler diliyorum. Hayatta olan öğretmenlerimize de sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.