Yukarı Çık

BU FİLM KABAK TADI VERDİ

15 Kasım 2018 Perşembe 11:58:11
118 kez okundu.

Son zamanlarda ülkemizin farklılıkları üzerinden yine bir ayrıştırma, kutuplaştırma ve çatıştırma çabaları gözlemliyoruz.
Önce Danıştay 8. Dairesi 8 Ekim 2013 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 1. Maddesinin değişmesiyle kaldırılan öğrenci andı hakkındaki yönetmelik hükmünü iptal ederek etnik kimlikler üzerinden bir tartışma başlattı.
Danıştay 8. Dairesinin bu kararının akabinde Türkçe ezan tartışmalarıyla beraber inanç farklılıkları üzerinde yeni bir tartışma başladı.
Nihayet 21 yaşındaki Emine Şahin, 10 Kasım Atatürk'ü anma töreni sırasında "Atatürk ilah değildir. Allah'ın kanunları var. Atatürk batının kanunlarını getirdi. Putlara tapmayın" dediği iddia edilerek Atatürk’e hakaret suçlamasıyla tutuklanarak dava açıldı.
Bu yazımda olayların bana hatırlattığı toplumdaki yarılmaya ayrışmaya kutuplaşmaya ve daha önce yaşadığımız acı tecrübelere toplumun olaylar karşısında verdiği şu anki tepkilere dikkat çekmek istiyorum.
Ülkemizde yargı kurumlarının 2007 yılında cumhurbaşkanlığı seçiminde mecliste seçimin yapılabilmesi için toplantı yeter sayısının 367 olması gereklidir, üniversitelere kız öğrencilerin başörtüsüyle girilebilmesine imkan tanıyan 411 oyla kabul edilen başörtüsü serbestisine izin veren anayasa değişikliğinin iptaline ilişkin verilen kararlarda Anayasa mahkemesinin görev ve yetkileri dışına çıkarak iptal karaları verdiğini biliyoruz.
Danıştay 8. Dairesinin de yetki aşımı yaparak yeniden vesayet sistemini hatırlatan bu kararı neye hizmet eder.
Her şeyden önce ben Türküm. Kararın beni rahatsız eden bir boyutu yok.
Her Türk gibi ben de etnik kökenimle övünürüm.
Ancak tam da güneyimizde bir Kürt devleti kurulma çalışmaları son sürat devam ederken farklı etnik kökenden vatandaşlarımızın yer aldığı öğrencilerimize her sabah zorunlu olarak okutulmasını gerektirecek bu kararın;
“Ben Kürt asıllı olduğum için Kürtçe bir şarkı yapacağım. Kürtçe bir klip çekeceğim. Bu şarkıya klip çekecek yürekli insanlar olduğunu da biliyorum.” Dedi diye linç edilen Ahmet Kaya ve aynı etnik kökene sahip vatandaşlarımızda da toplumumuzun duygu ve düşünce birliği sağlanmasına dayanışma duygularını artırmasına bir katkısı var mıdır?
Kaderin bir cilvesi midir bilmiyorum. 28 Şubat sürecinde toplumu irtica paranoyasına sürüklemek için yazılan senaryoda başrol oyuncusu Fadime Şahin idi.
Meşru hükümeti ortadan kaldırmak için sahnelenen bu oyunda Fadime Şahin’in Jitem elemanı Sisi tarafında tarikatlarda staj yaptırılarak oyuna dahil edildiği yine bir vesayet projesi olarak ortaya çıktı.
Şimdide tartışmaya konu olan isim yine bir Şahin. Emine Şahin.
İddialara bakılırsa kraldan çok kralcı olmayan Atatürk’ü seven hiçbir vatan severin Atatürk’ü ilah yerine koymayacağı bilindiğine göre esas konusunda bir problem yok.
O halde olayların oluş zamanlaması dikkate alındığında, bu olaylar bahane edilerek belirli taraftar gruplarının toplumun kahir ekseriyetinin sinir uçlarına dokunacak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme potansiyeli yüksek tezahüratları, iyi niyetle açıklanabilir mi, yoksa kirli bir oyunun parçası mıdır?
"Mustafa Kemâl Paşam, ne istersen iste benden, / İstersen ayıralım dinle devlet işlerini, / İstersen asalım bütün hoca ve müridleri, / İstersen kapatalım bütün İmam Hatipleri".
Ne hikmetse takım taraftarlarının çok az bir kısmını temsil eden bu marjinal taraftar grupları bize gezi olaylarını hatırlatıyor.
Hani bu olaylar sonucunda 4,61 olan faiz oranlarını 9,5 lar seviyesine çıkartan olaylar vardı ya işte o olaylar.
Bir gün Temel sinemaya gitmiş.
Aynı filme temel 2. Defa 3. Defa …10. Defa yine gitmiş.
Aynı filme sürekli giden temel sinemadaki görevlinin dikkatini çekmiş ve görevli sormuş.
Neden bu filmi sürekli izliyorsun?
Temel ; “filmin bir sahnesinde çok güzel bir kız gördüm. Onu daha detaylı tanımaya çalışırken önümüzden bir tren geçti. Ben inanıyorum ki o tren bir gün rötar yapacak ve ben o kızı detaylı olarak tekrar göreceğim.”
Hiç kimse aklımızla alay etmesin.
Gerçekten bu film kabak tadı verdi.
Eminim ki aynı filmi defalarca izleyerek bize mutlu müreffeh ve huzurlu bir gelecek gösterecek bir film de izlemiyoruz.
Yukarda sıralamış olduğumuz olayların bu ülke insanına göstereceği renkli ve güzel rüyalar yoktur.
O halde bu filmde rol alan aktörlerin her birisi  kendisinden farklı düşünce sistemlerine, etnik kimliklere ve yaşam tarzlarına sahip olan bireylerin hassasiyetlerini gözeterek davranmalı.
Bu ülkenin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini sağlayacak, duygu ve düşünce birliğini en yükseğe çıkartacak, dayanışma duygularını artıracak filmler izlemek en çok bu necip milletin hakkıdır.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.