Yukarı Çık

ALAH KABUL ETMEYECEĞİ DUAYI ETTİRMEZ

11 Ekim 2018 Perşembe 13:21:48
102 kez okundu.

Allah kuluna dua edecek nefesi ve zamanı verdiyse kulunun yaptığı duayı mutlaka kabul eder. Yeter ki kul dua etmesini bilsin. İmam Rabbani’nin bu konudaki sözleri ise şöyledir:
"Bir şeyi istemek, ona nâil olmak (onu elde etmek) demektir; Zirâ Allahû Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez.”
Unutmamak gerekir ki Allah, insanın aklından geçirdiği dua mahiyetindeki tek bir düşünceyi dahi karşılıksız bırakmaz. Duaya icabet, duanın aynen gerçekleşmesi anlamına gelmez. "İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua eder, insan pek acelecidir." (İsra Suresi, 11) ayetinden de anlaşıldığı gibi kişi, kendisine zararı dokunacak bir konuda dua edip, bunun hiç farkında olamayabilir. Allah duasına istediği yönde icabet etmediği için, duasının kabul olmadığını zanneden kişi, büyük bir yanılgı içindedir. Zira Allah merhametinden dolayı, kulunun hayrına olacak şekilde duasına icabet etmiştir.
Duada istenilen şeyin geciktirilerek verilmesi, ya da istenilen yönde icabet edilmemesi Allah’ın, kullarının sabrını ve tevekkülünü bir denemesi ve onları imani yönden olgunlaştırması anlamına da gelebilir. (Allah en doğrusunu bilir)
Dua ile ilgili çok önemli bir konu daha vardır. Sözlü duanın yanı sıra, kişinin fiili olarak da çaba göstermesi oldukça önemlidir. Örneğin üniversite sınavını kazanmak için dua etmekle beraber, fiili bir çaba olarak sınav başvurusu yaparak ve düzenli bir çalışma ile sözlü duayı desteklemek gerekir. Allah her şeyi bir sebep sonuç ilişkisi ile yaratmıştır. “Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.” (Furkan Suresi - 45)  ayetinden de anlaşıldığı gibi, Allah gölgeyi yaratmış ve güneşi de ona delil kılmıştır. Sonuca ulaşmak için sebeplere uygun olarak gerekli tedbirleri almak, ancak bunları etkili kılacak olanın Allah olduğunu bilerek, sabır ve tevekkülle sonucu Allah’tan beklemek en doğru tavır olur.
Kâinatı yoktan var eden Allah için, yaşayan milyarlarca kulunun duasına icabet etmek çok kolaydır. Yeter ki bizler, bütün gücün Allah’a ait olduğunu bilerek, her duamıza icabet eden Rabbimizin dilemesi dışında hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini ve bir şeyin olması için ona yalnızca “Ol” demesinin yeterli olduğunu unutmayalım.
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (Tekvir Suresi -29)
 Allah kuluna kabul etmeyeceği duayı yaptırmaz; yeter ki kul dua etmesini (usulüne göre dua etsin ve duanın şartlarına uysun) bilsin
Sevgili Peygamberimiz: “Dua, ibadetin tâ kendisidir.” Dedikten sonra Mü’minun suresinin altmışıncı ayetini okudu.  “Bana ibadet edin bende size icabet edeyim, size uyayım. Bana dua ve ibadet etmekten kibirlenenler, yakında hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’minun/60)
Kur’an, dua hakkında bize iki ayrı özelikten bahseder. Birinci özellik; inkârcıların dua hakkındaki tutumlarıdır. İkinci özellik ise bizi kapsamına alan ve nasıl dua edilmesini öğreten hususlardır. İnkârcılardan kastettiğimiz sadece kâfirler değildir. Dini hafife alan veya dine zıt fikir taşıyan herkes bu ifadenin şümulü içindedir: Çünkü onlar hem Allah ve Resulünde ve din konusunda iyi bir kanaat sahibi olmazlar ve hem de sıkıştıkları zaman dua ederler. Sıkıştıkları, can derdine düştüler zaman sözgelişi bir deprem veya kaza anında Allah akıllarına gelir. Birde; hiç bir ameli bulunmaksızın, her işi dua ile halletme yoluna giden insanlar vardır. Bütün bu saydığımız sınıflar, gerek inkarcı gerekse dini hafife alan insanlardır. Kur’an bunlar hakkında ilginç örnekler verir:
“İnsanlardan öyleleri var ki; Allah’a sadece bir yönden yaklaşır, kulluk eder Eğer kendisine bir iyilik dokunursa, buna çok sevinir. Eğer musibete uğrarsa, çehresi hemen değişir ve dinden yüz çevirir. Böylece ahireti de dünyayı da kaybeder.”,  “Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da: "O bana bir bilgi üzerine verildi." der. Belki bu bir imtihandır, fakat pek çokları bilmezler. (Zümer 49); “İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi aldırmadan geçer gider…(Yunus/12)
Bunlar kalpleriyle değil sadece dilleriyle dua ve ibadet eden mürailerin, münafıkların ta kendileridir.
Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz bir başka hadislerinde: “Dua, ibadetin beyni ve iliğidir.” (Tirmizi)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.