Yukarı Çık

GÖNÜL SOHBET İSTER

19 Ağustos 2018 Pazar 23:54:08
1026 kez okundu.

“Gönül ne çay ister ne çayhane, gönül sohbet ister; çay kahve bahane.”
İnsan psikolojik bir varlıktır. Her an değişebilir bir özelliğe sahiptir. Önceden kazandığı alışkanlıklar, sağlığı, yaşadığı ortamda, aradığını bulamama, aşağılanma, maddi manevi zarara uğrama, toplumdan beklediği ilgiyi alamama, karşılaştığı kişilere güven duymasını azaltan sebepler, onu hırçınlaştırır, moralini bozar ters bir davranışa düşmesine sebep olur.       
Oysa her yerde her şey her zaman bizim istediğimiz gibi olmaz. Girdiğimiz topluma uymak zorundayız. Yunus ne güzel demiş: “Yaratılanı hoş gör, yaradanından ötürü.”  
Hayat; Ayna gibidir. Aynaya bakıp gülersen; o da sana güler. Somurtarak bakarsan karşında somurtur görürsün. Anlayış gösterip fedakâr olup insanlığa faydalı bir şeyler vermezsen sükûtu hayale uğrarsın.
Rabbin bize verdiği en büyük nimet, akıl ve beden sağlığıdır. Kıymetini bilelim, iyi kullanalım, yararlı üretimde bulunup, insanlığa bir şeyler kazandırmaya çalışalım ki karşılığını görelim. İlmin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak lazım.
Emekte biter yemek. Atasözümüz: “Bakarsan bağ olur. Bakmazsan dağ olur.” Der.  Bakarsak, ekersek, dikersek oradan bir ürün elde etme hakkımız vardır. Yoksa ekilmeyen, dikilmeyen bakımsız tarladan kazanç beklemek boşunadır. Orda ancak; yabani otlar, kesekler, çakıl taşları, deve dikenleri olur.  
Forester: “Yaşamanın gayesi; hoşa gitmeyen şeylerden kaçmak değil, hoşa gitmeyen şeyleri yenmektir.” Der.
Bir Hint atasözü: “Başkasından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli şey; dünkü halimizden üstün olmamızdır.”
 “Güzel yüzlüye kırk günde doyulur. Güzel huyluya kırk yılda doyulmaz.”
“İyi huylu kadın, kocasının elinden sirkeyi bal gibi yer, kötü huylu kadın ise, helvayı yerken suratı sirke satar. Gerçekten de yuvayı mutlu yapan şey zenginlik değil; Anlayış sevgi ve güzel huydur. Hiçbir şeyden memnun olmayan ve yetinmeyen bir kişi, kadın da olsa erkek de olsa, mutluluğu tadamaz. İyi kadın varlığa da yokluğa da uyum sağlayan kadındır.”
Derdini söylemeyen derman bulamaz. “İnsan insanın ağısını alır.” Denir. Bir problem varsa büyükler haberdar olur. Aile içinde istişare edilerek problem çözülmeye çalışılır. İki delinin eline bir halat verilmiş. Biri bir tarafa, öteki bir tarafa çekerken halat kopmuş. Biri deli diğeri akıllı ellerine bir pamuk iplik verilmiş. Hadi çekin bakalım: deli çekmeye başlayınca ipin kopacağını anlayan akıllı delinin ardından koşmaya başlamış. İp kopmamış.
Karşındaki deliyse sen akıllı olacaksın. Geçinmenin sırrı bu. Yeni evlenen çiftlerin % 50’si boşanıyor. “Başkalarını inandırmanın en iyi yolu onları dinlemektir.” Büyükler dinlenmiyor ya da meseleden büyüklerin haberi yok. Yuva yıkılıyor. Herkes hayatını yaşıyor. Olan, ortada kalan çocuğa oluyor.
Dinimizde birleşme, dayanışma paylaşma vardır. Ziyarette, yolda, arabada, çarşıda, pazarda, hastanede, postanede ve her yerde varsa yoksa Tv. Telefon. Neredeyse karşılıklı sohbet muhabbet kalktı, dostluk ve aile bağları koptu. İşimiz icabı, yaşantımız gereği, elbette tekniğin nimetlerinden faydalanmak hakkımız ama yerli yersiz müdavimi olup zıvanadan çıkmak hastalıktır.
 Cuma günü şunu gördüm; Hoca Efendi Hutbede Zümer Suresi 34–35 Ayetten bahsediyor. Ön saftaki genç telefonda internette. Seslensem, ben de günaha gireceğim. Aynı anda koca koca adamların sohbet etmesi, kimilerinin sırtını direğe dayayıp uyku çekmesi cami adabına uymuyor. Allah bunlara istikamet versin. Sonumuzu hayır etsin.
Rabbim bizleri, çocuklarımızı, torunlarımızı ve bütün din kardeşlerimizi Kur’an Ahlakı ile ahlaklandırsın.
Kurban bayramınız mübarek olsun.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.