Yukarı Çık

“BAKAN”IMIZ OLMAYACAK MI?

11 Temmuz 2018 Çarşamba 13:55:54
46 kez okundu.

Cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte yeni Kabine de belli oldu. Heyecanlı bekleyiş sona erdi.
Görüyoruz ki Cumhurbaşkanı, ya da yeni ismiyle söyleyelim “BAŞKAN” Recep Tayyip Erdoğan hızla göre-vine başladı. Dikkatinizi çekiyor mu, Erdoğan’ın sanki, “Bir an önce şu temayüller, formalite işler tamamlansın da, işimize bakalım” gibi bir telaşı var. Seçimin ardından en kısa sürede yeminlerin edilmesi, Meclis’in oluşması, yasal düzenlemelerin yapılması… Bir günde iki yurt dışı ziyareti, aynı gün yapılan Azerbaycan ve KKTC’ye yapılan ziyaretler bunlara işaret gibi.
Yeni bir sistemin kuruluşuna öncülük eden, bunun tüm riskini omuzlarına alan Başkan Erdoğan yeni sistemle birlikte reformlara, çalışmalara, düzenlemelere, icraatlara bir an önce başlamanın derdinde.
Yeni dönem, yeni sistem, yüce Türk Milleti’nin desteği, onayı ve talebiyle hayata geçti. Bu saatten sonra yeni sisteme, yeni sisteme emek çekenlere destek vermek herkesin görevi olmalı. Yapılan düzenlemelere “iyiye, güzele, doğruya” doğru yapılıyor gözüyle bakmalıyız. Bunun aksi, faydadan çok zarar getirecektir.
Devlet ve Siyaset istedi, devlet ve bürokrasi hazırladı, Millet onaylayıp kabul etti. Olayın özeti bu şekilde.

 

 

AFYONLULAR KABAHATLİ

 

Yeni sistemle birlikte gelen yeni Kabine’nin Afyonkarahisar açısından ayrı bir önemi var. Cumhuriyet’in kuruluşundan, CHP dönemine; çok partili hayata geçilişinden, koalisyonlar dönemine ve son olarak AK Parti Hükümetleri’ne kadar hemen hemen her dönem bir Bakan’ı olan Afyonkarahisar yeni sistemin, yeni kabinesinde temsil edilemiyor.
Bu görüş Afyonkarahisarlılar’da üzüntüye neden olan bir görüş. Haklılık payı olsa da bu görüş; eski dönemin, eski sistemin haklılıklarını barındıran bir görüş bizce.
Eski siyasette, eski düzende illerin siyasetteki ağırlığı, hizmet yarışındaki kulvarları sahip oldukları Bakan’a göre değerlendiriliyordu. Bakan’ı olan memlekete hizmet akışı daha fazla, daha iyi oluyordu. Ama yeni sistemde böyle değil. Böyle olmamalı. Zaten yeni sistemin kuruluş amaçlarından birisi bu dengesizliği, siyaset ve bürokrasinin hantal yapısını değiştirmek değil mi?
Yeni sistem eşit ve hızlı hizmeti sağlamak, hantal devlet aygıtını düzenlemek, bürokratik engelleri kaldırmak için kurulmadı mı?
Öyleyse Kabine’de Bakanımızın olmayışı Afyonkarahisar’ın kaderini olumsuz etkilememeli.
Tüm bunları yaşayarak göreceğiz…
***
Olayın bir başka boyutu; Bakansız kalışımızda Afyonkarahisarlılar olarak kabahati kendimizde aramalıyız aslında. Neden mi?
Bürokraside yükselen değerlerimiz, parlayan isimlerimiz olmaması nedeniyle. Bakın yeni Kabine’ye neredeyse tamamı kendilerini bürokraside, siyasette, iş dünyasında ispatlamış isimler. Afyonkarahisar’ın iş dünyasında, siyasette, bürokraside ya da diğer alanlarda, Veysel Eroğlu’nu kenara koyun “Bakan olsun” diyebileceğiniz kaç ismi, ne kadar değeri var?
Ankara’da faal olması, içi dolu olması, birden fazla ismin öne çıkması gereken “Afyonkarahisar lobisi” maalesef boş. “Boş değil, bazı isimler var” deniliyorsa bile bu isimler parlatılmaya, öne çıkarılmaya muhtaç.
Kendileri için muhtaç değiller, Afyonkarahisar açısından muhtacız.
O nedenle yeni Kabine’de Afyonkarahisar olarak yer bulamayışımızın kabahatini kendimizde aramalıyız. Bu kabahatlerin giderilmesi, Ankara’daki Afyonkarahisar lobisini canlandırıp, hareketlendirilmesi için çalışmalıyız.
Aksi taktirde Veysel Eroğlu Afyonkarahisar’ın gördüğü son bakan olabilir.

 

EROĞLU’NA TEŞEKKÜR

 

Afyonkarahisar’ın son bakanı: Prof. Dr. Veysel Eroğlu…
İSKİ’deki görevi sırasında da, DSİ Genel Müdürlüğü sırasında da Bakanlığı döneminde de Prof. Dr. Veysel Eroğlu Afyonkarahisarlılığını unutmamış, ihmal etmemiş bir isim. Bizim Bakan Eroğlu ile merhum babamızın cenazesi için taziye dileyişi ve birkaç basın toplantısında el sıkışmamızdan başka bir temasımız olmamıştır. Bir işimiz düşmemiş, bir ricamız da olmamıştır.
Görevinin sona ermesi nedeniyle “yalakalık” olarak değerlendirilme endişesi olmadan rahatlıkla yazabiliriz ki, bir Afyonkarahisarlı olarak kendilerine müteşekkiriz.
Kendileri İSKİ Genel Müdürü iken İstanbul’daki icraatlarını yaygın gazetelerden alır, Kocatepe Gazetesi’nde “Hemşehrimiz İSKİ genel Müdürü” diye başlayan haberlerle hemşehrilerimize duyurmaya çalışırdık. O günlerden itibaren Eroğlu’nun Afyonkarahisar için hep fayda sağladığına şahidiz.  Milyarlarca liralık yatırım Afyonkarahisar’a Veysel Eroğlu tarafından sağlanmıştır. Eroğlu olmadan Afyonkarahisar’ın bu kadar büyük yatırımlara kavuşması kolay olmazdı. Mütevazi yapısı, halkla olan sıcak irtibatı Eroğlu’nun hizmetlerinin insani vasıflarıyla da taçlanmasını sağlamıştır. İnsaf sahibi herkes bunu kabul etmektedir.
Biz de Genel Müdürlüğü’nden Bakanlığının son gününe kadar memleketimiz için çaba gösteren Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na sıradan bir Afyonkarahisarlı olarak teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun…

 

ŞANSIMIZ YOK MU?

 

Şehrimizde halk arasında yaygın kullanılan bir tabir vardır. İlgisiz, alakasız kalınan bir kişiye, “Bana bakmıyorsunuz” diye sızlanana “Sana Belediye baksın” denilir. Şimdi artık Afyonkarahisar’ın “Bakan”ı olmadığına göre bize Belediye mi bakacak!! ?
İşin esprisi bu...
Afyonkarahisar’ın bundan sonrası için şansı yok mu? Elbette var. Cumhurbaşkanlığı sisteminde yeni oluşan çalışma ofisleri, kurullar ve daha bir çok yeni yapı var. Bu yapılar içerisinde Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği isimlerden birileri yer alabilir mi? İnşaAllah diyoruz. Olursa elbette iyi olur. Olmazsa Afyonkarahisar geri mi düşer? Bunu ise düşünmek dahi istemiyoruz.

 

CHP NEREYE DOĞRU?

 

Köşemizi takip eden, zaman zaman görüşlerini açık yüreklilikle dile getiren bir dostumuzdan aldığımız mesajı paylaşmak isteriz sizlerle. Şöyle diyor değerli dostumuz:
“Şunu açık söylemek gerekiyor: Cumhuriyet Halk Partisi artık ne yazık ki Atatürk’ün partisi değildir. Zaten daha önce bazı emarelerini görsek de yakıştıramıyorduk; fakat Cumhurbaşkanlığı Yemin Töreni’nde gördük ki CHP, sıradan bir sivil toplum partisi olma yolunda ilerliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a muhalefet etmek başka bir şeydir, Cumhuriyet’in inşa ettiği teamüllerle alay etmek, onları hiçe saymak başka bir şey... Cumhurbaşkanlığı Yemini’ni ayakta dinlemek, Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana uygulanan gelenektir. Ve işin ilginci, CHP aslında teamül ve merasim partisidir. Yani teamülü oluşturan, görkemli merasimleri uygulayan partidir. Yemin Töreni’nde ayağa kalkmamak, toplum nezdinde  ancak yüzde 10’luk bir kesime hitap eder. Ayağa kalkmamak ile yeni sistem için gerekli olan 50+1’e ulaşmak mümkün değil, zira Erdoğan’a oy veren vatandaşları, bu tutumla size oy vermek için ikna edemezsiniz.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin il teşkilatları, Anadolu’dan çıkan milletvekilleri, bu halkın sesi olmaya çalıştıkça, CHP Genel Merkezi halktan kopuk ve kışkırtıcı bir siyaset izliyor. Tabii Anadolu’dan çıkan milletvekillerinin de hiçbir kararı sorgulamadan onaylaması ‘Kabahat biraz da senin kardeşim’ dedirtiyor.
Cumhurbaşkanlığı Yemin Töreni’nde ayağa kalkmak, sadece Yemin’i okuyan kişiye değil, devlete ve milleti saygının bir timsalidir. İçinizden gelmiyorsa alkışlamayabilirsiniz, ama o kadar. Ki Cumhurbaşkanlığı Yemini’ni dikkatlice okuyan ve dinleyen kimsenin Yemin’de itiraz edecek yer bulması pek de mümkün görünmüyor.
Zannederim, farklı partilere de oy vererek eriyen Avrupai tipi sivil toplum örgütü, yüzde 22’leri bile bulmakta zorlanacak böyle giderse.”

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.