Yukarı Çık
Muharrem Günay

Muharrem Günay

Yüce kitabımızdan öğrendiğimize göre insanların farklı şubeler/milletler halinde yaratılması Yüce Allah’ın varlığını, birliğinin gücünü ve kudretini gösteren delillerindendir. Cenâbı Hakk insanları hayırda, iyilikte ve güzellikte yarışsınlar diye farklı milletler halinde yaratmıştır.

VATANIMIZI VE MİLLETİMİZİ SEVMEK İMANIMIZIN GEREĞİDİR -1

10 Temmuz 2018 Salı 11:32:36
30 kez okundu.

Yüce kitabımızdan öğrendiğimize göre insanların farklı şubeler/milletler halinde yaratılması Yüce Allah’ın varlığını, birliğinin gücünü ve kudretini gösteren delillerindendir. Cenâbı Hakk insanları hayırda, iyilikte ve güzellikte yarışsınlar diye farklı milletler halinde yaratmıştır.
“…Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde/hayırda yarışın” (Maide, 5/48)  (Ayrıca bak HUD/118. ayet)
      Ümmetler yani farklı özellikler halinde yaratılmış olan bu milletlerin, iyilikte, hayırda, bilim ve teknolojide ve Allah’ın dinine yardımda ve hizmette yarışmaları için milliyetçilik duygusuna sarılmaları şarttır. Çünkü milliyetçilik mensubu olduğu milleti sevme duygusunun yanında o milleti  Maide suresi 48. âyette söz edilen iyiliklerde ve hayırda yarışta galip getirme düşüncesi ve ülküsüdür
Kur’an-ı Kerim’de millet gerçeği şöyle anlatılır:
“Ey insanlar, biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık ve bir birinizle tanışasınız (bilişesiniz, iyi ilişkiler kurasınız, iyi işlerde bir birinizle yarışasınız) diye şubelere (milletlere) ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki Allah katında en şerifli olanınız takvada (Allah’tan sakınma, gönülden bağlanma, dine ve insanlara hizmette) en ileri olanınızdır. (Hucurat Suresi, 13),
Celal Yıldırım ise Hucurat Suresi 13. ayetin tefsirini yaparken Millet Kavramını: “Türkçe’de, ulus ve benzer özellikleri olan topluluk demektir.” Şeklinde açıklamaktadır.  (C.Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri cilt 11, sayfa 5760) Yine aynı sayfada “ŞUUB-ŞA’B“ sözcüğünü açıklarken “yeryüzüne yayılıp üzerinde gruplar halinde yaşayan insan topluluklarının her birine Şa’b denir” demektedir. Bizim Türkçe’mizde kullandığımız Millet sözcüğü işte bu “ŞUUB“ sözcüğünün yerine ve onun taşıdığı anlamı karşılamak üzere kullanılmaktadır. (Şu’but-Türk= Türk Milleti, Şu’bul- Arap= Arap Milleti gibi...)
İstiklal Marşımızın yazarı M. Akif Ersoy’un “Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal” derken kastettiği anlam da bizim bu gün kullandığımız anlamdır.
 “O gökleri, o yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da O’nun (Yani Allah’ın) ayetlerindendir.(varlığını, gücünü, kudretini gösteren delillerindendir.) Hakikat bunlarda düşünen insanlar için elbette ibretler vardır.” (Rum Suresi, 22)
Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. (Maide 48.ayet)
“Velevşâallahu le cealehüm ümmeten vahideten..Eğer Allah dilezseydi, onları mutlaka tek bir ümmet kılardı..” (Şura, 8.ayet)
Kur’an’ı kerimdeki bu ayetlerde de görüldüğü gibi Allah insanları çeşitli ümmetler/milletler halinde yaratmış, her birine ayrı dil, kültür ve özellikler vermiştir. İnsanların bu şekilde farklı milletler ve özellikleri halinde yaratılmış olması Hucurat suresi 13. Rum suresi 22. ve Maide suresi 48. ayette de belirtildiği gibi hayırlı işlerde, medeniyetin oluşmasında, bilimde, teknikte ve Allah’ın dinine hizmette yarışmak ve imtihan olmak içindir. İşte milliyetçilik duygu ve düşüncesi bu yarışta önde olmak ve millet olma düşüncesinden doğmuştur. Bir mü’minin en başta gelen görevlerinden birisi de vatanını, milletini karşılıksız sevmektir. Bu sevgi aynı zamanda imanımızın gereğidir.
Gerek Kur’an’da gerekse hadisi şeriflerde Allah tarafından milletlere verilen özelliklere sahip çıkılması üzerinde önemle durulmuştur. Peygamber Efendimiz “Bir millete benzemeye çalışan kimse, o milletten sayılır.” (Ebu Dâvud, Libas; 4)
Rad suresi 11. ayette ise: “..Bir kavm, özlerindeki (özlerini, güzel hal ve ahlâk ) ını değiştirip bozuncaya kadar Allah şüphesiz ki onun (halini) değiştirip bozmaz..” (Rad suresi 11.) buyrulmuştur.
Bir diğer ayette ise: “…Bir topluluk, kendilerinde bulunan (güzel ahlâk)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti/güzel bir durumu değiştirmez. Allah, şüphesiz hakkıyla işitendir, bilendir.” Enfal 8/ 53.
Âyet-i kerîmede görüldüğü gibi, toplumsal değişmenin ve çöküşün sebebi, fertlerin kendi iradeleriyle inanç, ahlâk ve yaşayışlarını bozmuş olmalarıdır. Bu düşünce milli şairimiz M.Akif’in mısralarında şöyle anlatılır:
“Bilmez misin ki kat’î bir düsturdur bu Hak’ça / Bir kavmi bozmaz Allah, onlar bozulmadıkça” (M. Âkif).                  (Devamı Yarın) 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.