Yukarı Çık

EBER GÖLÜ’NÜ TANIYOR MUSUNUZ?

5 Temmuz 2018 Perşembe 13:26:14
50 kez okundu.

Afyonkarahisar’a gelen birçok konuğun Eber Gölü, Kocatepe ve Frig Vadisi’ni gezerek bu bölgelerde fotoğraflama çalışmaları yaptıklarından bahsetmiştik. Bu kapsamda “Ebher Baba” olarak da bilinen Esirüddin Ebheri’den de bahsettik.
Bugün Eber Gölü’nün kendisi ile ilgili bilgiler vererek konuyu tamamlayalım isterseniz.
İlimiz Çay ve Bolvadin ilçesi sınırları içerisinde 150 kilometrekare yüzölçümüne sahip, Türkiye’nin 12. büyük gölü Eber Gölü, Akarçay ve Sultandağları’ndan gelen kaynak suları ile beslenmekte.
Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin değerli bilim adamlarından Prof. Dr. Recep Aslan’ın Eber Gölü ile ilgili bilimsel makalesinden şu bilgilere ulaşıyoruz:
Sultan Dağlarından inen küçük dereler Eber Gölüne dökülmekle birlikte, gölü asıl olarak Akarçay beslemektedir. Akarçay, Ahır Dağları’ndan Nacak Suyu adıyla doğup Gecek kaplıcaları civarından Afyon Ovası’na ulaşır ve Gazlıgöl Deresi ile birleşip Bolvadin Ovası’nda menderesler çizerek Eber Gölüne dökülür. Akarçay, bölgedeki yerleşim yerlerinin seçimi ve sulu tarım gibi sosyoekonomik hareketlerde yöreye büyük katkı sağlamıştır. Yaz sonlarında küçülen gölün suları bir ayakla, daha doğrusu, Devlet Su İşleri’nin yaptığı bir kanalla Taşköprü Köyü yakınlarında Akşehir Gölüne boşaltılmaktadır. Suyu çoğunlukla tarımsal sulama için kullanılmakta, gölde Cyprinus carpio L, Esox lucius, Carassius carassius gibi balık türleri ve birçok kuş türü barınmaktadır. Eber Gölü, kuş türleri ve su ürünlerinin çeşitliliği açısından oldukça zengin bir biyotop oluşturmasının yanında, ekonomik yönden de vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Göl alanının yaklaşık dörtte biri su yüzeyi ile kaplıdır. Kalan kısım sazlık ve kamışlıktır. Gölde yetişen kamış ve hasır otu, yörede faaliyette bulunduğu yıllarda SEKA kâğıt fabrikasına verilirken, günümüzde çevrede yaşayanlar tarafından farklı yollarla ekonomiye kazandırılmaya çalışılsa da sürdürülebilir bir ekonomik araç olmaktan uzak görünmektedir. Balıkçılık da aynı şekilde olup, avlanabilen sazan ve turna gibi balık türlerinin Bolvadin ve çevre ilçelerde satılması ile sağlanan ekonomik gelir sürdürülebilir nitelikte değildir.
***
Derinliği 3.98 metre, denizden yüksekliği yani rakımı ise 966.98 metre. Gölün en derin bölgesi 21 metre derinlik olarak ölçülmüş.
Eber Gölü bir zamanlar kuş cenneti görünümünde ve yüzeyinde su çiçekleriyle bezenmiş bir bahçe iken, bugün neredeyse yanına yaklaşılmayacak, içine girilemeyecek kadar kirletilmiş durumda. Kirletenler bizleriz, Afyonlular.
Eber Gölü’nü tehdit eden en büyük unsurlar Afyon şehrinin atıkları, süt endüstrisi, Şeker ve Alkoloid Fabrikalarının atıkları.
Akarçay boyunca güzergahta yer alan büyük küçük tüm yerleşim birimlerinin atıkları Eber Gölü’ne gidiyor. Diğer bir tehdit unsuru da, atıkların Eber Gölü’nde biriktikten sonra gölün arıtma vazifesi görmesi ve bu nedenle de süzülen temiz suyun Akşehir Gölü’ne akıtılması.
Gölün av turizmi içermesi nedeniyle de İl dışından birçok kişinin av evleri sahibi olmuşlar zaman içerisinde. Eber Gölü Konya Kültür ve Tabiat Varlıkların Koruma Kurulunun 22.6.1992 gün ve 1359 sayılı kararıyla 1. derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiş.
***
Alışılmışın dışında bir göl Eber. Tek başına göle giremezsiniz. Kıyıları bolca sazlıktır ve labirente benzeyen bu bölümde kaybolmak çok kolay. Göl çevresinde size etrafı gezdirebilecek çok sayıda rehber var. Bu rehberler motorlu kayıkları ile göl turunu cüzi ücretlerle yaptırıyorlar. Sazların oluşturduğu kopak adı verilen yüzen adalar var oldukça dikkat çekiyor Eber Gölü’nde. Yüzlerce olan bu adaların üzerinde ufak barınakları görmek de mümkün. Eber, avcılar ve fotoğrafçılar için bulunmaz nimet aslında.
***
Eber gölü üzerine detaylı araştırmalar yapan AKÜ Veteriner Fakültesi’nden Prof. Dr. Recep Aslan bilimsel makalesinden Eber’le ilgili yapılması gerekenleri alıntılayarak yazıyı tamamlayalım:
Akarçay havzasında yer alan ve Türkiye’nin 12. Büyük gölü olan Eber, bünyesinde barındırdığı biyolojik birçok paydaşının yaşantısına katkı sağlamaktadır. Hayatını desteklediği en önemli paydaş elbette bölge insanıdır. Ancak birçok bilimsel çalışma, Eber Gölü ve yer aldığı Akarçay havzasının barındırdığı biyolojik çeşitlilikle birlikte risk altında olduğuna dikkat çekmektedir. Bu durum, lokal ekolojik ve ekonomik göstergeler için de risk göstergesidir. Aslında bu risk Türkiye’deki tüm akarsular, göller ve sulak alanlar için mevcuttur. Çok önemlidir ki sulak alanlar ve su kaynakları güvende olmadıkça yer aldıkları lokal habitatın sürdürülebilirlik güvencesi yoktur. Afyonkarahisar’ın ve bölgenin önemli yeraltı su kaynaklarından olan Akarçay havzasının karşı karşıya olduğu risklerin analizi açısından Eber Gölü ve barındırdığı biyolojik çeşitlilik önemli bir biyobelirteçtir. Üniversite, yerel yönetimler, sivil toplum ve araştırmacılar, bu biyobelirteç üzerinden kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonlar ile bu sulak alanı ve havzayı yeniden canlandırabilir. Coğrafi imgeler için gereken ideal koşulların sürdürülebilirliği, lokal habitatın korunması ve geliştirilmesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda, havzadaki her bir öğe yaban hayatı ve biyolojik çeşitlilik için olduğu kadar ekonomi için de birincil önemdedir. Üniversite, yerel yönetim ve sivil toplum üçlüsü, Eber Gölü ve Akarçay havzasında sürdürülebilirliğin sağlanması, göl çevresinin yaban hayatı ve insan yaşamı için cazip hale gelmesi için birlikte çözüm önerileri üretmek zorundadır. Eber Gölü ve Akarçay havzasının risklerden arındırılması, Afyonkarahisar ve Göller Bölgesi için olduğu kadar ülkemiz ekonomisi ve yerküre ekolojisi için de önemlidir…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.