Yukarı Çık

BİR SEÇİM GÖZLEMİ

1 Haziran 2018 Cuma 14:11:39
102 kez okundu.

Bugün köşemizin bir konuğu var. Konuğumuzun ismi bizde saklı. Yazdıkları öyle korkup, ürküp ismini saklamayı gerektiren hakaret, saldırı falan gibi şeyler değil. Konuğumuz “şimdiki konumum gereği ismim sizde kalsın” diyor. Biz de buna saygı göstererek, seçimlerle ilgili değerli fikirlerini sütunlarımıza alıyoruz. Konuğumuza da “yine bekleriz” diyoruz:
İşte konuğumuzun değerlendirmeleri:
1
Seçim süreci başladı başlayalı, her zaman gördüğüm heyecanı hissedemedim. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin birbiri ile tokalaştığı fotoğrafı gördüğümde, az da olsa sevinmiştim; fakat bu sevincim uzun sürmedi. Baksanıza, biri hakaret ediyor, diğeri mahkemeye veriyor. En yukarısı böyle yaparsa vatandaş alt kademede neler yapmaz? Aynı ülkede yaşadığımızı hatırlayarak ülke barış ve huzuruna biraz daha özenli davranmak gerekiyor.
2
Cumhurbaşkanı adaylarının yaş ortalamasını merak ettiniz mi hiç? Ben merak ettim: 62,5. Hesaplamalar, internetteki sayfalardan olduğu için bir-iki puan yanılma payı olabilir. O nedenle düz hesap 60 diyelim. Bir taraftan Türkiye’nin nüfusunun gençliğinden bahsedip bir taraftan 60 ve üzeri yaşındaki adayların Cumhurbaşkanlığı için yarışması tuhaf değil midir? Türkiye’de hiç değilse 50 yaşların başında, her kesime hitap edecek, teröre bulaşmamış bir kişi bile yok mudur, Cumhurbaşkanlığı’na layık olan?
3
AK Parti Afyonkarahisar’da, (belki tüm Türkiye’de) milletvekili adaylarının özgeçmişleri ile gazetelere ilan veriyor. Buna gerek var mı? AK Parti’nin 6 adayından 5’ini kamuoyu yakından tanıyor. 6’ncı aday da genç olduğu için pek tanınmamış olabilir. “Genç” demişken… Madem gençliğe önem veriliyordu, Afyonkarahisar’ın AK Parti listesinde 3’üncü ya da 4’üncü sırada 20’li yaşlarda bir siyasetçi görseydik. Yeni ve benimsenmesi gereken uygulamalar, taşradan başlamalı. Atatürk’ün yaptığı gibi…
4
İlimizde yayın yapan gazeteleri okuyorum. Gördüğüm kadarıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin Afyonkarahisar’daki tüm yükü, 2015’ten beri her zor durumda olduğu gibi Milletvekili Burcu Köksal’ın üzerinde. Köksal dışında canını dişine takan, mücadele eden var mı? “Biz partimizi ülkemiz için seviyoruz”, “Makam önemli değil, biz neferiz” diyen partililerin nerede olduğuna ilişkin bir fikrimiz yok ne yazık ki…
5
Seçim geleneğimizin sıkıntısı şudur: Partiler beyannamelerini hazırlıyor; kamuoyuna sunuyor. Partiler, hazırladıkları beyannamelere inanmıyorlar ki iktidara geldiklerinde uygulamıyorlar. Seçmenlerin de çok az bir kısmı “Oy vereceğim parti nasıl olmalı, neler söylemeli” diye incelemeye girişiyor. Beyanname esas olmalıyken, bizde partilerin açıkhava toplantılarındaki kalabalık, liderlerin kelime oyunlarındaki mahareti, efelik ya da gösteriş kokan alçakgönüllülük oy topluyor.
6
Türkiye’nin geldiği nokta, ne yazık ki şöyle tanımlanabilir: Bilgisiz millîlik ile millîsiz bilgililik. Televizyon ekranlarına bakıyorum. Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü; istikrarın devamını dileyen ve bu yönde ter döken yazar ve uzmanlarda araştırmama, desteklediği tarafın her demecine inanma, sorgulamama durumu hâkim. Türkiye’nin kaderini Avrupa ve Amerika ile birleştirmeye çalışanlarda ise belki istihbarî kaynakların desteği ile bilgi ve donanım var. Bu kesimin sorgulamadıkları tek şey, Avrupa ve Amerika’nın talimatları. Bu zinciri kırmamız gerekiyor. Bunda da büyük görev, kalbi millîlik duygusuyla atan gazetecilere ve araştırmacılara düşüyor.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.