Yukarı Çık

İNFAK NEDİR?

22 Mayıs 2018 Salı 13:14:01
241 kez okundu.

Hadid Suresi yedinci ayette : “Allah ve resulüne iman edin. Size istihlaf buyurduklarından infak edin” deniliyor. Bakara suresinde de “Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar” buyruluyor.
Görüldüğü gibi bu ayetlerde Allah’a ve resulüne imanla infak etmek birlikte emredilmektedir.
İnfakın nelerden yapılacağı bu ayette çok net biçimde tanımlanmaktadır. (Allah’ın bize istihlaf ettiği her şeyden) infak edeceğiz.
İnfakın anahtarı istihlaf kelimesidir. İstihlaf, Hulf, halife kelimelerinden meydana gelir.
Yeryüzünde bizi kendi halifesi olarak yaratan Allah, Bizden halifesi ve vekili olarak, yarattıklarından infak etmemizi emrediyor. Bu nedenledir ki; yeryüzünde tüm mahlûkata karşı, özellikle de insanlara karşı tam manasıyla ilahi sıfatların temsilcisi gibi hareket etme durumundayız. Sanki bir müessesenin vekil harcı gibi çevremizdeki herkesin ihtiyacını gidermekle yükümlüyüz. Böyle olmasaydı Allah “İnfakı, size verdiğim nimetlerden verin” emrini bu tarzda açıklamazdı.  
Allah’ın yarattığı ve bize emanet olarak verdiği nimetlerden gerektiği gibi infak etmezsek, halifelik görevini yerine getirmemiş oluruz. Hilafet görevini yerine getirmeyen ve Allah’ın verdiği mallardan infak etmeyenler Hadid suresi 10. ayette şöyle uyarılıyor:
“Allah yolunda niçin infak etmeyesiniz ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır.”
Şunu çok iyi bilmek zorundayız ki; malı imtihan olarak bize veren Allah, onun iktisap ve sarf yollarını da bize göstermiştir. Nereden kazanacağız ve nerelerde harcayacağız? Bunu da göstermiştir Allah. Bunu bizim keyfimize bırakmamıştır yâni. Öyleyse kendi kendimize ihtiyaç kapıları açmamalıyız. İhtiyacın tespitinde Rasulullah ve sahabenin yaşantısını dikkate almak zorundayız. Bu konuda Rasulullah çok hoş bir örnek verir:
"Yarım hurmayla da olsa kendini cehennemden korumaya çalış "
Yarım hurma, ne kadar da az değil mi? Ama ne kadar da çok ki, cehennemden kurtarıyor. Ne kadar az, ama ne kadar çok. Meselâ on ton hurması var adamın, bir tonunu veremiyor, ne kadar fukara. Ama berikinin bir tek hurması var ve yarısını bölüp birine verebiliyor, ne kadar zengin değil mi? Yâni demek istiyorum ki, çoğalsın da öyle verelim, zenginleşelim de ondan sonra verelim diye beklemeyelim sakın, çünkü çoğaldıkça zorlanıyoruz. On ton da bir tonu vereni pek göremiyoruz ama iki tane olup da birini vereni çok görüyoruz yani. Yüz milyarda on milyarı vereni pek göremiyoruz, ama yüz milyonda bir milyonu vereni çok görüyoruz.
Evet, infaka dayalı bir hayat mü'minin hedefi olacak. Benim fazla malım yok, ben infak edemem de diyemeyiz.
Zira infakta belli bir ölçü yoktur. Şu kadar olacaktı, bu kadar olmayacaktı diye bir ölçü yoktur infakta. Hattâ bakın Rasulullah Efendimizin bir hadislerinden öğreniyoruz ki:
“İnfak edecek hiçbir şeyi olmayıp da malını Allah yolunda infak eden kişiye imrenip: "Benim de olsaydı; ben de onun yaptığını yapardım!" diyen kişi sevapta diğerine müsavidir." Çünkü Sevgili Peygamberimizin ifadesine göre: “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.”
Bir Müslüman’ın malı var ve onu kendisine veren Allah hatırına ihtiyaç içinde kıvranan kardeşlerine infak ediyor. Bir başka Müslüman da elinde, avucunda verebilecek bir şeyi olmadığı için üzülüyor ve şöyle diyor: “Eğer Rabbim, o kardeşime verdiği gibi bana da vermiş olsaydı, elbette ben de aynen o kardeşimin yaptığı gibi bol bol infak ederdim” Sevgili Peygamberimiz.” İşte bu iki kişi sevapta birbirine eşittir” diyor.
Kimi müfessirler âyetin tefsiriyle alâkalı olarak diyorlar ki:
"Verdiğimiz ilimden onlar da başkalarına öğretirler, infak ederler"
Şeklinde anlamaya çalışmışlardır. Öyleyse infak etmek için sadece mal mülk sahibi olmak gerekmeyecektir. Birine bir âyet anlatmanız infaktır. Yâni şu anda ben infak ediyorum demektir. Birinin hayvanına yükünü kaldırmasına yardım etmeniz, birine yol gösterivermeniz, emr-i bil’maruf yapmanız, gördüğünüz bir kötülüğü men etmeniz bu anlamda infaktır. Hasta ziyaretine gitmeniz infaktır. Bir müslüman kardeşinizin yüzüne gülüvermeniz infaktır.
“Verdiğimiz rızıklardan infak ederler” diyor Allah. Öyleyse rızık olarak ne vermişse Allah onu infak edeceğiz. İlim mi verdi Allah, rızık olarak? Akıl mı verdi? Sıhhat mı verdi? Basîret, zekâ mı verdi? El mi verdi? Dil mi verdi? Boş zaman mı verdi? Bunları infak edeceğiz. Sahip olduğumuz her şeyi, her türlü imkânı Allah yolunda seferber etmektir infak.  Tüm hayatı Allah için yaşamaktır.
Peygamberimiz buyuruyor ki: “Bir yudum su bile olsa gerek kendiniz, gerekse ölmüşleriniz için sadaka verin. Buna gücünüz yetmiyorsa Kur’an’dan bir ayet okuyunuz. Kur’an’dan bir şey okumasını da bilmiyorsanız, Allah’tan affınızı dileyin”, “(Bir) sadaka yetmiş türlü kötülüğün kapısını kapatır. On kat sevap kazandıran, yetmiş kat sevap kazandıran, yedi bin sevap kazandıran. (sadakalar vardır) Birincisi yoksul ve düşkünlere verilen sadakadır. İkincisi akrabaya, üçüncüsü mümin kardeşlerinize, dördüncüsü de ilim peşinde koşanlara verilen sadakadır.”
İnfak, genel mânâsıyla bizzat malın verilmesidir. Biz de inşallah bugünden sonra Allah’ın bize verdiklerinden mutlaka infak edelim. Güç olarak, ilim olarak, imkân olarak, zaman olarak infak edelim.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.