Yukarı Çık

ASHAB-I MEYMENE

21 Mayıs 2018 Pazartesi 13:12:05
201 kez okundu.

İslam’ın Yüce kitabı Kur’an-ı Kerimin müteaddit ayetlerinde Sosyal Yardımlaşmayı gerekli kılacak emirler vardır. Bunların en önemlilerinden biri ZEKAT olmakla beraber, zekat kadar kesin emir olmayan yani farz olmayan Sadaka, yoksula yardım, infak, ikram gibi hususlar vardır. Hatta köle azat etmeyi de Sosyal Yardımlaşma içinde düşünebiliriz. Vakıa Suresinin 8. ayetindeki “ Ashab-ı meymene,” kavramını burada açıklamak gerekiyor.  Meymene ashabı; hayırlılar ve uğurlular demektir. Sure-i Beled’e göre, bu grubun; Bir canı kurtarmak- Zor bir günde kapısını açıp herkesi doyurmak, bir öksüzü, garibanı himaye etmek; Çok yoksul bir garibana tasadduk etmek, İman etmek, merhamet etmek ve merhameti öğretmek; Sabretmek ve sabrı öğretmek görevlerini yerine getirdiğini anlıyoruz.  
İdeal bir kul olmak; özellikle infaktaki başarı, ehl-i meymene olabilme ile mümkündür. Bu yüzden yüce kitabımız, başlangıcında; kurtuluşa erebilmeyi, ahirete yakın oluşu “iman, namaz, - zekat-infak” üçlüsüne bağlamıştır. “- Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar. Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler.” (Bakara suresi 3-4)
"Meymene"; bereket, saâdet, mutluluk ve uğurluluk demektir. Sağ taraf ve sağ kol anlamına da gelir. Sağ taraf, meclis ve mahfillerde saygı yeridir. Ashâb-ı Meymene; saygı mevkiinde bulunan yüksek haysiyet sahipleri, kendilerine ve başkalarına yararı dokunan bereketli insanlar anlamlarına gelir.
Kıyamet kopunca insanlar üç kısım olacaklardır: Ashâb-ı Meymene, Ashâb-ı Meş'eme ve Sâbıkûn (îmân ve itâatte öncü olanlar) (Vâkı'a, 56/7-10) Ashâb-ı Meymene; Beled sûresinde köle azat eden, yetimi, yoksulu ve aç insanı doyuran, îmân edip sabrı ve merhameti birbirine tavsiye eden kimseler olarak tanıtılmıştır (Beled, 90/13-18). Ashâb-ı Meymene, Vâkı'a sûresinde, Ashâb-ı Yemin olarak ifade edilmiştir (Vâkı'a, 56/27, 38, 90-91).
Yemîn, sağ, sağ taraf, uğur, kuvvet ve kasem (and) demektir. Ashâb-ı Meymene ile Ashâb-ı Yemîn aynı insanlardır. Kıyamette bunlara amel defterleri sağ tarafından verilecek (Hâkka, 69/19) ve hesapları kolay olacaktır (İnşikâk, 84/8). Her can kazandığıyla Allah katında rehin alınacak, ancak Ashâb-ı Yemîn bundan hariç olacaktır (Müddessir, 74/38-39). "Ashâb-ı Meymene / Ashâb-ı Yemîn"; cennetlerde her türlü nimetler içinde olacaklardır (Vâkı'a, 56/27-38; Hâkka, 69/19-24).
"Ashâb-ı Meymene / Ashâb-ı Yemîn"; îman edip sâlih ameller işleyen, Allah ve Peygambere itâat eden insanlardır. Âhirette kişiye amel defterinin sağ taratan verilmesi, o kimsenin hayırlı akıbetini ifade eder, sembolik bir anlatımdır. Adn cennetleri sabikûn için geçerlidir. Geri kalan 6 kat cennet, ashab-ı meymene içindir. 7. kat cennet sabikûn içindir. Adn cennetleri, kendi içinde 7 bölüme ayrıldığına dair bilgiler vardır.. Her bölümünde Allah’ın ayrı seviyedeki insanları yer alır.
Ashâbu'l-Meş'eme
Öbür dünyada insanlar iki kısma ayrılacak:
1-   Cehenneme gidecek olanlar,
2-  Cennete gidecek olanlar.
Ashab-ı meşeme, cehenneme gidecek olanları ifade eder.  Öyleyse bütün insanlar için söz konusu olan, Allah’ın vücuda getirdiği bir kurtuluş sistemi vardır. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse ve bu yolda çaba sarfederse, dilediği an, bu kişi ashab-ı meşeme olmaktan çıkar. İşte bunlar kurtuluşun içindekilerdir.
Ashab-ı Meşeme, şeamet ve uğursuzluk getiren değersiz, meymenetsiz, kendilerine ve başkalarına uğursuzluğu dokunan kimseler demektir. Kur'anî anlamına gelince Kur'an'da ashabu'l-meş'eme hayırsız, imansız ve kâfir kimseler için kullanılmıştır. el-Vakıa, 56/9'da bunlardan söz edilmektedir.
"Bizim ayetlerimize küfreden, inanmayarak nankörlük eden kâfirlere gelince, onlar kitapları sol yanlarından verilecek olan, kendilerine de başkalarına da faydaları olmayan ashabu'l meş'eme olup bunlar uğursuz kimselerdir. " denilmektedir.
Allah’a Ulaşmayı Dilemek
Ashab-ı Meymene olmanın başı Allah’a ulaşmayı ve O’nun rızasını kazanmayı dilemektir.
 RÛM–31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîne.
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
 Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Allah’a yönel, ruhunu hayatayken Allah’a ulaştırmayı dile ve böylece takva sahibi ol. Ve namaz kıl ve müşriklerden olma.”
Ashab-ı Meymene olmak güzeldir, daha güzeli “SÂBİKUN” olmak yani iman ve itatta öncülük edenlerden olmak çok daha güzeldir.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.