Yukarı Çık

SEÇİNİZ/GEÇİNİZ

21 Mayıs 2018 Pazartesi 13:10:10
303 kez okundu.

Son günlerde bazılarının derdi seçim, toplumun genelininse geçim.
Kim milletvekili olacak, hangi partilerin adayları daha güçlü, Cumhurbaşkanı adaylarının vaatleri nelerdir gibi sorular, halkın zihnini pek de meşgul etmiyor. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı, ‘ah nerede o günler’ edebiyatının geçerli olduğu günümüzde, sanki seçim döneminin eski tadı ve heyecanı yok. Partiler eski havayı estirebilmek için ellerinden geleni esirgemiyorlar aslında. Aday adayları sahaya indi ve çalışmaya başladılar. Seçim şarkıları sardı caddeleri, sokakları. Sokaktaki seçmen partilerin bu seçim atmosferi yaratma gayretlerinden ne kadar etkilendi? Bence insanların bu atmosferden etkilenmediğini hepimiz fark ediyoruz.
Ortalık düğün, bayram yeri. Düğünde gelinle damat var, konuklar yok. Yani neşe yok.
Adaylardan kimileri kendi estirdiği rüzgârdan yalnızca kendinin etkilendiğinin farkında ama herkes etkilenmiş gibi davranmaya devam ediyor. Yani kendi çalıp, kendi oynuyor.
Geçenlerde parktaki bir banka güneşlenip hava almak için oturan iki emeklinin konuşmasına kulak misafiri oldum. Biri diğerine, ‘Len, kim Cumhurbaşkanı seçilir dersin?’ diye sordu. Diğeri de, ‘Kim seçilirse seçilsin, boşver. Sen bizim emekli maaşına zam var mı onu söyle’ dedi. Sonra da ekledi; ‘Kim seçilirse aynı. Seçime kadar konuşurlar, konuşurlar, sonra seçilince her şey biter. O koltuğa oturandan gari hayır bekleme…’
Sokaktaki insan asgari yaşam koşullarına, insanca geçinebileceği ücrete ulaşabilmeyi istiyor. Emekli, ayın sonunda hiç kalmayan maaşıyla nasıl geçinebileceğinin cevabını, gençler nasıl iş bulabileceklerini, asgari ücretli çocuklarının okul masrafını nasıl karşılayabileceğini düşünüyor. Onların gündeminde seçim yok.
Seçilecek olanlar var güçleriyle propagandalarını yapıyorlar. Seçeceklerin ise iştahı çoktan kaçmış. Acaba siyasiler promosyon olarak seçmenlere iştah açıcı şurup mu dağıtmalı? Bilmem bu bile kar eder mi seçmeni havaya sokmak için?
Bir tanıdığım seçim dönemlerinde kendinden oy isteyen her partiye ve adaya, ‘Vallahi oyumu size vereceğim’ der, herkese mavi boncuk dağıtırdı. Sonra da liderinden dolayı vazgeçemediği partiye oyunu verirdi. Bakıyorum da, seçilecek olanların en sevdiği seçmen olan mavi boncuk dağıtanlar da bu seçimlerde ortada yoklar. Doğuştan partililer de pek azaldı günümüzde.
Benim seçmenler içinde en çok sevdiğim, bulunduğu ortamdaki genel geçere uymayan, hep farklı düşünen muhaliflerdir. Muhalifler genelde emeklidirler ve vakitlerinin büyük bölümünü kahvehanelerde geçirirler. Bu seçimlerde muhaliflerin de sesi, soluğu çıkmıyor. Ama geçen gün bir kahvehanenin önünden geçerken bir muhalife rastladım. Bağıra, çağıra oradaki oturanlara inat muhalefetini yapıyor, onların desteklediği partiyi eleştiriyordu. Ben de kahvehanenin yan tarafında durup, muhalifliğimi gülümseyerek dinledim. Tam da düşündüğüm tipteydi. Takım elbiseli, kravatlı, ayakkabıları yeni boyalı ve hafif saçları kırlaşmış… Öyle gür bir sesle muhalefet ediyordu ki, kahvehanenin önünden geçenler dönüp ona bakıyorlardı. En bilinçli geçinen seçmene bile bu muhalif şapkasını ters giydirirdi.
Rastladığım bu muhalif ve bir iki benzeri, bu seçim döneminin istisnaları bence.
Yine de ben sizlere, siyasilerin bu seçimlerde, kimin ne vaadi var diye bir araştırma yapmanızı öneririm.
Uzun bir süre bizleri kimse hatırlamayacak, biliyorsunuz. İyisi mi bu hatırlanma, seçmene yönelme günlerinin tadını çıkarın. Biraz da siz onları zorlayın. ‘Acaba desteklesem mi’, ‘bilmiyorum ki’ deyin mesela sizden oy isteyen adaylara.
Böyle yapmak acaba bizleri bilinçli seçmenlikten uzaklaştırır mı?
Ne dersiniz?

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.