Yukarı Çık

OSMANLI DÖNEMİ FOTOĞRAFÇILARINDAN GUİLLAUME BERGGREN (1835-1920)

12 Şubat 2018 Pazartesi 12:22:02
90 kez okundu.

Guillaume Berggren, 20 Mart 1835 tarihinde koleranın perişan ettiği İsveç’in Stockholm şehrinde dünyaya geldi. Babası da bir ressam olan Berggren, genç yaşlarında marangozluk mesleğini öğrendi. Yirmi yaşında iken Avrupa’da seyahate çıktı. Berlin’e gelerek bir kadın fotoğrafçının yanında çalışmaya başladı. Fotoğrafçılık ve fotoğraf makinelerinin tamirine yönelik bilgilerini geliştirerek ilerletti. Yanında çalıştığı kadın fotoğrafçının ölümü üzerine kendisine miras olarak kalan fotoğraf stüdyosunu sattı. Ancak fotoğraf makinelerini elinde tutarak, fotoğraf çekmeye devam etti. Dresden, Ljubljana, Bükreş gibi şehirleri dolaştıktan sonra Fransa’nın Marsilya şehrine gitmek üzere 1866 senesinde Rusya’nın Odessa şehrinden gemiye binerek İstanbul’a geldi.
İstanbul’a hayran kalan Berggren gemiden inerek, burada kalmaya karar verdi. Kendisine bir iş bularak 1870 senesine kadar çalıştı. Daha sonra Pera’da bir fotoğraf stüdyosu açarak aranan bir fotoğrafçı haline geldi. Stüdyosunun yakınlarında bulunan yabancı elçilikler ihtiyaç duydukları fotoğraf işlerini Berggren’e yaptırıyorlardı. Bu arada o zamanın gayrimüslimleri arasında moda olduğu şekliyle Wilhelm olan ilk adını Fransızca Guillaume olarak değiştirdi. 19. yüzyılın son dönemi içinde oluşmaya başlayan kartpostal fikri Berggren’in de kartpostallara yoğunlaşmasını sağladı. Berggren Anadolu’da ve Rumeli’de birçok seyahatler gerçekleştirdi.
Avrupa’nın ilk metrosunun ve meşhur Pera Palas’ın 1892’de açılışlarını, Orientexpress’in 1883’te ilk seferini ve başta İstanbul sokaklarından sahneler olmak üzere, tüm İstanbul Boğazını, sokak satıcılarını, esnafları, imparatorluk genelinde tüm hızıyla devam etmekte olan demiryolu inşa çalışmalarını ve toplumun her kesiminden insanları fotoğrafladı. Yeni inşa edilen Anadolu demiryolu hattında ve yakın çevresinde bulunan İzmit, Adapazarı, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar, Akşehir ve Konya’nın fotoğraflarını çekti. Birçok şehrimizin ilk fotoğraflarının çoğu Berggren’in bu seyahatleri esnasında çektiği fotoğraflardan oluşmaktadır.
Berggren, mesleğinin ilk dönemlerinde moda olan ve aranılan bir fotoğrafçıydı. İstanbul’a seyahat eden birçok yabancı Berggren’in çektiği fotoğrafları almaktaydı. Ancak,  I. Dünya Savaşı gibi büyük savaşlar, özellikle İstanbul’a gelen yabancı gezgin sayısını olumsuz yönde etkilemiş, bu da Berggren gibi birçok fotoğrafçının zor duruma düşmesine neden olmuştu. Sıkıntıya düşen Guillaume Berggren elindeki fotoğraf albümlerinin cam negatiflerini satışa çıkarmış ve bir kısmını çatı katlarında bitki yetiştirmek için sera yapımında kullanmak isteyenlere satmıştı. Berggren’in tüm fotoğraflarının cam negatiflerini satışa çıkardığını öğrenen Alman Elçiliği 1916 senesinde negatiflerin çoğunu satın aldı. Satıştan elde ettiği gelirle bir süre rahatlayan Berggren Eylül 1920’de 85 yaşında yokluk içinde öldü. İstanbul Feriköy’de bulunan Hıristiyan mezarlığına gömüldü.
Berggren’in Afyonkarahisar’la ilgili çektiği fotoğraflar, şehir merkezi ile tarihi Frig vadisinde bulunan ve çeşitli dönemlerden kalan anıtlar, kaya yerleşimleri ve bir takım diğer eski harabeleri içermektedir. Bugün dünyanın önde gelen birçok müze ve kütüphanesinin envanterinde Guillaume Berggren tarafından çekilen fotoğraflardan oluşan albümler bulunmaktadır.

 

Yararlanılan Kaynaklar :    
1ur Populär Historia, 1994, nr 6, artikel av Ulla Britta Ramklint
2www.enginozendes.com Gezgin Fotoğrafçılar “Guillaume Berggren”

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.