Yukarı Çık

SAVAŞ…

12 Şubat 2018 Pazartesi 12:21:38
795 kez okundu.

Türkiye Cumhuriyeti devleti savaş halindedir.
Türk milleti savaş halindedir.
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri yurt içinde ve dışında savaş halindedir.
Bu savaş birilerinin zannettiği gibi 20 gün, 20 ay ve ya 20 yıldır da yapılmıyor.  
Bu savaş bin yıldır devam ediyor ve edecek gibi gözüküyor.
Bu savaş “topunuz gelin” diye seslenilen ehl-i salib ve onların maşa olarak kullandığı hainler güruhuyla yapılmaktadır.
Bu savaş emperyalizmi ve onun argümanlarını Tanrı edinenlerle yapılmaktadır.
Bu savaş bin yıldır yurt edinilen Anadolu’dan Türk milletini sürüp atmak adına yapılmaktadır.
Ve bu savaş yüzyıllar öncesinden gelen Haçlı hınç ve zihniyetiyle yapılmaktadır.
Ve bilinmelidir ki bu savaş sadece Türk milletinin savaşı da değildir. Türk milletinin eliyle dünyanın bütün mazlumları için var olma mücadelesi verilmektedir.
Bu yüzyıllardır böyle olmuştur. Bugün de olan budur.
Belki de bizler Türk milletinin ferdi olmaktan bu geleneğin yılmaz savunucusu olduğundan dolayı büyük bir gurur duyarız.
Bu gururun ardında faşizm düşüncesinin saklı olmamasının nedeni de yukarıda dillendirdiğim hasletlerde aramak gerekir.
Türkler gerçekten Türk olmadan Türklerin etrafındaki hiç kimse özgür olamaz ifadesinin buram buram yaşandığı anlara tanıklık ediyoruz.
İlayi Kelimetullah için Nizam-ı Âlem mücadelesi verip tertemiz kanını bu topraklara akıtan tüm şehitlerimizi bu vesile ile rahmetle anıyorum.
Özgür bir sabaha uyanmamız için teklifsiz, korkusuz toprağa düşenlerin, ömrümüzün kalan her anında katkıları olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.
Bu vesileyle bir yanlışı da düzeltelim.
Savaş, sadece cephede askerlerimiz tarafından yapılmamalıdır. Savaş, topyekûn bir milletin ifa etmesi gereken bir eylemler bütünüdür.
O yüzdendir ki Üniversitedeki hoca da öğrenci de görevlerinin bilincinde olacaktır. O yüzden doktordan, marangoza, işçiden, memura, kadınından erkeğine herkes üretme kabiliyetinin sınırlarını zorlayacak kadar verimli çalışmalar ortaya koymak mecburiyetindedir.
Ve zaman dostun düşmanın kim olduğunun artık bilinmesi zamanıdır.
Kurtla birlikte avlanıp, kuzuyla birlikte yas tutanların bizler müttefiklerimiz olmadığını zaten biliyorduk. Ama içimizdeki idrakleri sınırlı zavallılara bu olup bitenleri anlatmakta zorluklarımız vardı. Bilmem artık bu yaşananlardan sonra gözlerine inen perde kakmış mıdır?
Zaman acıların paylaşılarak azaltıldığının ispat edilmesi gereken zamandır. Cephede şehadet şerbetini içen aslan parçalarının ardından hatimler, Fatihalar, Yasinler gönderme zamanıdır.
Bu günlerde serinkanlı kalınması gereken yer ve zamanlarda vur patlasın, çal oynasın aymazlığını sergileyenler bizden değildir.
Bu türden zavallılara Mehmet Akif’in üslubuyla seslenesim var: Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan! ...
Cenabı Allah bu aziz milletin ve onun bağrından çıkıp kâfirlerle savaşan Mehmetçiklerinin yâr ve yardımcısı olsun.
“İsmimin ilk hecesi Türk, son hecesi er. Allah’ım beni bu millete nefer eyle” diye niyazda bulunan bir adamın yazısına muhatap oldunuz.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.