Yukarı Çık

Z KUŞAĞI GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR; AMA…

19 Ocak 2018 Cuma 13:42:25
168 kez okundu.

Türkiye’nin gençleri hakkında ne düşünüyorsunuz? şeklinde bir soru yöneltsek yetişkinlere olumsuz anlamda ilk akla gelen noktalar şunlar olacaktır. Saygısızlar, tatminsizler, patavatsızlar, her şeye itiraz ediyorlar, sadık değiller…  Ve aslında bu “etiketlemeler” istendiği taktirde artırılabilir de.
Peki sizce birazdan aşağıda okuyacağınız tespiti kim, ne zaman yapmış olabilir?
“Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar. Yetişkinlere karşı saygısızlar. Ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenleri sinirlendiriyorlar.”
Buraya dikkat lütfen. Okuduğunuzu tespiti M.Ö 350 yılında Aristo yapmış.
Peki ya aşağıdaki serzeniş kime ait olabilir?
“Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.”
Evet efendim bunu da M.Ö 800 yılında Hesiodos isimli filozof yapmış.
Gördüğünüz gibi gençlere ithafen yapmış olduğumuz şikayetler günümüzün problemi değil. Yüzyıllar önce de gençler yine hedefteymiş  Ve benzer şikayetlerin odağında yer almışlar.
X,Y,Z kuşağı,  bu kuşaklar arasındaki farklar ve belki de en önemlisi kuşaklar arasında ortaya çıkan çatışmaların en etkin şekilde nasıl yönetileceği zihinleri çok meşgul etmekte. Etmeli de zaten.
Şimdi sizinle bazı rakamlar paylaşacağım;
2017 yılı verilerine göre Türkiye Nüfusu 82 Milyon 835 bin 90 kişi. Yaklaşık 83 milyon diyelim. Bu nüfusun yaş ortalaması 31,4. Kuşakların ülkemizde ki sayılarına baktığımızda da rakamlar şu şekilde;
BB Kuşağı  (Baby Boomer  65 yaş üstü kuşak)            7 Milyon (Yaklaşık)
X Kuşağı    (1965 – 1979 yılları arasında doğanlar)            26 Milyon (Yaklaşık)
Y Kuşağı    (1980 – 1999 yılları arasında doğanlar)            27 Milyon (Yaklaşık)
Z Kuşağı    (2000 yılı ve sonrasında doğanlar)                20 Milyon (Yaklaşık)
Gördüğünüz gibi Y ve Z kuşağının toplamı nüfusumuzun yarısından fazla . Bu inanılmaz bir güç. Ama unutmamak gerekir ki “Kontrolsüz güç, güç değildir.” Gümbür gümbür geliyorlar; ama acaba biz ülke ve ülkenin kurumları olarak bu gücü etkin yönetebiliyor muyuz? Ya da yönetmek için etkin sistemler üzerine çalışıyor muyuz? Ne kadar önemli bir konu olduğunun farkında mıyız? Peki doğru yönetemez ve bu neslin kendini doğru ve rahat ifade etmesine imkan tanıyacak alt yapıyı sağlamazsak, sahip olduğumuz bu güç, gelecekte ne olacak? Aklımda deli sorular…
Toplumun çok farklı kesimleri ile irtibatta bulunan Hakan Okay hocam bakın Z kuşağı için nasıl bir tespitte bulunuyor:  “Günümüz “Z kuşağı” (ağırlıklı olarak da 2000 yılından sonra doğanlar) kendinden önceki kuşaklardan çok farklı düşünüyor. “Farklılaşma” diye bir kavramları yok, daha standart, güvenlikli yaşamayı istiyorlar ve ayrışmayı sevmiyorlar. Kız ve erkeklerin sosyal rollerinin eşit olduğunu düşünüyorlar. İnternet ve bilgi çağının içine doğduklarından, her şeye ve her bilgiye kolaylıkla ulaşabiliyorlar, teknolojiye çok hakimler, bu nedenle onlara bir şey öğretmemiz çok zor. Kendilerine söylenenleri sorguluyor ve nedenini anlamaya çalışıyorlar. Bu davranış kendilerinden bir önceki Y kuşağının mirası olarak devam etmekte.
Z kuşağını hareket ettirmeye, ancak onları ikna etmekle başarabiliriz. Emir ve talimat almaktan kesinlikle hoşlanmamaktadırlar. Çok kırılganlar, çok çabuk küsüp, kabuklarına çekilmektedirler. Bu nedenle onlara “Kristal Çocuklar” adı de verilmektedir. En zayıf oldukları nokta ise “Deneyim”. Yani bir çok konu hakkında bilgileri var, ancak deneyimlemedikleri için, olayların sonuçlarını öngörmekte zorlanmaktadırlar. Onları deneyim aktararak ikna etmek daha kolay.” Hakan hocamın bu tespitlerinin altına bende imzamı atıyorum.
Çocuklarımızı sorumlulukla ödüllendirmeliyiz. Konfor alanından "performans" çıkmaz. Z kuşağı (2000 yılı ve sonrasında doğan kuşak) "rahatlığı" seven bir kuşak.
Rahat ortam insanın kendisini tekrar etmesine neden olur. İleriye götürmez. Geliştirmez. Bunu en iyi tecrübe eden X Kuşağıdır ( 1965 - 1979 arası doğan kuşak). Çünkü bu kuşak istese de rahat bir ortam yaşayamadı.
Bu sebepten dolayı Z kuşağına ilk olarak yapmaktan memnun olacakları sorumlulukları vermek, aşama aşama bu sorumlulukların derecelerini artırmak, içine tatlı zorluklar katmak, alıştırmak "konfor alanından" çıkma becerilerini geliştirecektir. Peki daha başka hangi özelliklere sahipler?
• Z kuşağı teknolojiye en kolay adapte olan kuşaktır.
• Z kuşağının dikkat süresi kısa ancak aynı anda birden fazla işi yapabilme yetenekleri yüksektir.
• Günümüzün eğitim sistemi Z kuşağının ilgisini çekmemektedir. Z kuşağı için alternatif eğitim sistemi geliştirilmeli, teknolojik ortamlarda bu kuşağın ilgisi eğitime çekilmelidir.
• Z kuşağı yaşadığı her anı sosyal medyada paylaşmaktan çekinmez.
• Z kuşağı kompleksiz bir kuşaktır. Söylemek istediklerini karşı tarafa direkt söylemeleri, kuşak çatışmalarını artırmaktadır.
• Z kuşağı yabancı dile en çok aşina olan kuşaktır. Yakın zamanda hepsi en az 2 dil bilerek yetişecektir.
• Z kuşağı çabuk sıkılan, çabuk tüketen ve hızlı yaşayan bir kuşak olduğundan markaların bu kuşağa hitap edebilmesi için sürekli yenilikler yapmaya ihtiyacı vardır.
• Z kuşağı azimli ve hırslı bir yapıya sahip değildir. Bu nedenle uzmanlar gelecekte iş hayatında sık sık kriz dönemleri yaşanacağını belirtmektedir.
• Z kuşağında şirket, takım ve birliktelik gibi kavramlar olmadığından markaların ileride sıkıntı yaşayacağı şimdiden ortadadır.
• Z kuşağı rutin işleri yapmayı sevmeyen, kılık kıyafet açısından rahat ve disiplinden uzak yaşamayı seven bir kuşak olacağından ileride meslek dallarında çok büyük esneklikler olacaktır.
Bebek, çocuk, ergen olmak üzere yaklaşık 20 milyon nüfusa sahip olan Z kuşağını anlamak için devletimizin, STK’ların ve özel şirketlerin ciddi anlamda bir çaba göstermeleri gerekiyor. Kurumların sistemlerini bu kuşağa göre yeniden dizayn etmeleri gerekiyor. Bu anlamda olumlu adımlarda atılmıyor değil. Aralık ayı içerisinde Afyon Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge birimin hazırladığı “ Kuşaklar Arası Farkların Yönetimi” eğitimi, Zafer Kalkınma Ajansının desteği ve Afyon ABİGEM işbirliği ile gerçekleşti. 70 öğretmenin katıldığı ve 3 gün süren eğitimin Eğitmeni olma şansını yaşadım. Öğretmenlerimizle çok verimli bir süreç yaşadık. Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan bir eğitim projesine imza attıkları için yeri gelmişken İl Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın beye Milli Eğitim Müdürlüğü AR-Ge birimi çalışanlarına teşekkür etmek istiyorum. Fakat yeterli değil. Tüm Türkiye’ye yayılmalı. Daha fazla öğretmenimize ulaşmalıyız diye düşünüyorum.
Y ve Z kuşağını ‘Seni, kendime ait yargılarla değil; sana ait değer ve gerçeklerle görüyorum…’ yaklaşımı ile kucaklarsak, anlaşıldıklarını ve değer gördüklerini fark edecekler. Bu yaklaşım olumlu başlangıcın ilk adımı olacak.
Şunu unutmayalım“Bir insan değişir, dünya değişir”. Bu gençler bizim geleceğimiz. Onlar için gösterilecek hiçbir çaba (küçük ya da büyük olduğuna bakmaksızın ) boşa gitmeyecektir.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.