Yukarı Çık

YA CESARET YA DA ESARET -2

3 Ocak 2018 Çarşamba 11:02:24
95 kez okundu.

İnsan, yaradılış itibariyle hem muhteşem bir varlık hem de kompleks yapısı itibariyle de enteresan bir varlık.
Türkiye’de en son açıklanan istatistiğe göre ortalama yaşama süresi sadece 75 yıl…
Peki dünya kaç yaşında? 4,5 milyar yıl yaşında… Ey insanoğlu kendinin farkına var. 4,5 milyar yıllık bir dünya içerisinde sadece 75 yıl (cık) yaşayabiliyorsun :) O da şanslıysan tabi ki…
Candan Erçetin Hafifle isimli parçasında aslında durumu güzel özetlemiş;
“Büyük bir afet olsa anlaşılır acizliğimiz,
Öğreniriz belki de bu dünyayı biz değiştiremeyiz,
Öğreniriz belki de bu dünyayı biz durduramayız.”
Peki hal durum böyleyken kimine göre kısa, kimine göre de uzun olan bu ömrü nasıl geçiriyorsun? Kendi hayatını nasıl yaşıyorsun?
El alem ne der? korkusuna takılarak ya da “hayır demeyi” beceremeyerek başkalarının hayatını yaşadığımızı önceki yazılarım da vurgulamıştım. Şimdi başka bir açıdan konuya yaklaşarak “esaret” altında yaşamlar da sürdüğümüzü de eklemek istiyorum.
Etrafımıza bir bakalım. Yakın coğrafyamız da “cesaret” göstermeyen ülkelerin, nasıl “esaret” altında kaldıklarını üzülerek görüyoruz. Hadi gel bu durumu kendi yaşamına uyarla.
Sen de kendi hayatına dair cesur kararlar almazsan, korkularına yenilirsen, seni konfor alanından çıkaracak o ilk adımı atma cesaretini gösteremezsen “başkalarının hayatını yaşamaya” devam edeceksin. Neden bu kötülüğü kendine yapıyorsun?
“Cesaret, korkmamak değil; korkularına rağmen adım atmaktır” Goethe
Korkularınla bırak mücadele etmeyi. Korkularınla yüzleşmeyi dene. Onları kabullen. Daha ne kadar korkularını yok sayarak onları büyütmeye devam edeceksin? Kabullenip, yüzleşdiğin andan itibaren, zihninin görünmeyen prangalarından kurtulmaya başladığını hissedeceksin.
Çağımızın hastalığı haline gelen egoizmi ya da bencilliği pompalamak değil amacım. Sadece “kendinin”, “yaşamının” farkına varmanı istiyorum. Alacağın riskin, aldığın kararlardan vazgeçmemenin, hayatı “gerçekten yaşayarak”, hakkını vererek, duyarlı bir şekilde, acıyıda, mutluluğuda dibine kadar hissederek yaşamandan bahsediyorum.
Kimileri sadece “izliyor” önlerinden geçip giden hayatı. Kimileri de yukarıda bahsettiğim gibi hayatı, gerçekten yaşıyor. Hayatı izleyenlerden olma diyorum.
Hayaller ve hedefler arasındaki en güçlü harç; CESARET’tir. Ve bir insanın hayalleri yoksa; uyumasının, uyanmasının, yaşamasının ve ölmesinin bir anlamı yoktur.
Başına bir şeyler geldiğinde, bir hata yaptığında aklına sık sık şu soru gelir: “Benimle ilgili ne düşünecekler? Sürekli hareketlerimizi başkalarına göre şekillendirmeye çalışıyoruz. Şimdi söyleyeceğim şeye çok şaşıracaksın belki ama şundan emin olmalısın ki, başkaları ne senin yaptıklarınla ne de hatalarınla ilgileniyor. Zihninin sana yaptığı bir yanılsama aslında bu. Sadece küçük bir kesim kısa bir süre senin yaptıkların ile ilgileniyor ve sonrasında kendi yaşamına devam ediyor. Şu an seni tanımayan ve seni hiç tanımayacak olan çok büyük bir kesim var. O yüzden senin hayatın, başkalarının hükmüne bırakılmayacak kadar değerli. Bunun farkında ol lütfen…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.