Yukarı Çık

1 GÜN... PEKİ KALAN 364 GÜN KİMİZ!

29 Aralık 2017 Cuma 10:09:59
399 kez okundu.

Yılın 364 günü neye uyuyoruz ki?
Ticaret ahlâkımız kandırmaya, aldatmaya, hile yapmaya dayalı...
Faizsiz, kredisiz iş yapamıyoruz.
İşi geçtim, ibadet bile yapamıyoruz!
Umremiz, haccımız, kurbanımız kredi kartına bilmem kaç taksit değil mi? Küresel bankacılığın (faizin) iki ödeme sistemine kuruş yardım yapmıyor muyuz, sevap işlerken?
"Hamdolsun, esnafımız kredi ile büyümüyor mu?"  
Tamam, 1 gün, sadece 1 gün “gayrıya” benzemedik diyelim.
Peki, yılın 364 günü kime benziyoruz ki?  
İşçinin "hakkını" teri kurumadan mı veriyoruz?
Üretici emekçiye “mâkul” zam(!) önerirken tüketici egomuza yaptığımız “müsrif” harcamalar kızartmıyor mu yüzümüzü?  
Eşimize karşı sâdık ve nazik miyiz?
Yanımızda çalışan bir kadına/erkeğe bakışımız hangi fantezi boyutlarında geziyor?  
Çocuklarımızla bir insan olarak mı ilgileniyoruz, bir yarış atı gibi mi?
Oğlumuz bir “meslek ve ahlâk sahibi” olsun diye mi uğraşıyoruz, kısa yoldan “masa ve para sahibi” olsun diye mi?
Kızımız reçel mi yapıyor, master mı?
Zincir marketlerden mi alıyor konserveyi, annesiyle evde mi yapıyor?  
Kimi örnek alıyoruz yılın 364 günü?
Sınavlar öncesi “kendi iyilerimize" cevapları el altından verirken kimi örnek aldık mesela?
Rüşvete, torpile göz yumarken...
Piyango, şans oyunları, kumar ile eve götüreceğimiz helâl lokmamızı “mundar” ederken…  
Çevreyi katledip kentsel dönüşümle "örf"ün yerle bir olurken kimi örnek alıyoruz da sesimiz çıkmadı?
Yüksek güvenlik önlemi(!) aldığımız sitelerimizde yalnız yaşarken ve yalnız ölürken…
Her zor günümüzde imdadımıza koşan mahalleliye-mahalleye, yabancı bir nesil yetiştiriyorken kimdi örneğimiz?  
Daha sayayım mı?
Utanırız...
Ama sonra kalkıp 1 günün hesabını yapmayalım.
Yapmasın, tüm bunlara göz kapayıp da 1 güne öfke kusan vaizler…
Koca ömrümüzün yanlışlarını dilimizle doğrulama hırsında batarken 1 günün yiğitliğini yapmasın kimse!
Yılbaşında birilerine uyulsa ne uyulmasa ne; diğer 364 gün kendimiz olamadıktan sonra?  
Bir şeylere karşı koymaksa niyetimiz, önce kendi hayat şeklimizden ve fikirlerimizden başlayalım...
Yılın “1” gününden değil!  
Ama yine de kutlu olsun, yılbaşını samimiyetle “idrâk” edecek olanların bu 1 günü… Gösterişsiz, yapmacıksız, “kutlamazsam ne derler…” baskısını aklına getirmeden, “yılbaşını kutlayayım da âmirlerimin gözüne gireyim” düşüncesine takılmadan, “meydanlara çıkayım da beni de görsünler” ikiyüzlülüğüne düşmeden, sadece kendi yaşam tarzını yansıttığı için “ihlâsla” yılbaşını kutlayanların yeni yılı kutlu olsun!
Öyle ya; her ritüel, bir yaşantının tezâhürüdür. Yani kurban kesiyorsan demek ki ömrün, takva içinde geçiyor ki bunun bir göstergesi de işte o kurban ibadeti oluyor. Eğer takva üzre yaşıyorsan…
Samimiyetsiz, lâkayt bir hayat tarzı içerisinde yapılan ibadetlerden daha içi doludur; yılbaşını, yaşadığı hayata uygun, kutlayanların durumu.  
Hâlimize “güle güle git” 2017...

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.