Yukarı Çık

BAZI KISA NOTLAR

7 Aralık 2017 Perşembe 12:13:44
78 kez okundu.

Bugün aklıma takılan bazı konularda aldığım notları sizinle paylaşmak istiyorum:
DÜNYA KADIN HAKLARI GÜNÜ: Ben böyle bir özel gün hatırlamıyorum. Ancak Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet kadrosunun, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdığı 5 Aralık 1934’ü anmak ise meselemiz, kadın hakları dolayısıyla çeşitli açıklamalar yapabiliriz. Bunu dünyaya da mâl etmek istiyor olabiliriz. Ama 5 Aralık’ı dünyaya mâl etmenin yolu Türkiye’ye özgü bir tarih olan 5 Aralık’ın başına “Dünya” kelimesini koymaktan ibaret kalırsa, başarılı olamayız. Altını çizmek istedim.
ENGELLİLER: 3 Aralık Engelliler Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler, çalışmalar yapıldı. Afyonkarahisar Belediyesi de Engelliler Günü etkinliklerinde öncü kurum olarak yer aldı. Belediye’yi tebrik ediyorum. Bununla birlikte “engellilerin yanında olmak” fiili, sadece akülü araç dağıtmakla, sadece hediye vermekle, sadece projelere destek vermekle sınırlı değil. Engelli dostu şehir ve çocuk dostu şehir kavramları üzerinde daha çok kafa yormalı, kaldırımlarımızdan yollarımıza kadar pek çok alanı bu “dostluk”a göre tasarlamalıyız. Allah izin verirse “çocuk dostu şehir” kavramını birkaç kez gündeme getireceğim.
KEDİYE İŞKENCE: 3-4 gündür televizyonlarda kediye işkence eden askerin görüntüleri yayınlanıyor. Asker, o sırada alkollü olduğunu söylüyor. Burada iki mühim başlık var: Birincisi kediye yapılan işkence “sahipli veya sahipsiz” olduğuna bakılmaksızın cezalandırılmalı. Sokak kedisi ile sahipli kedi arasında bir ayrım gözetilmemeli, “canlı” olarak kabul edilmeli ve sadece canlıya yapılan işkence dolayısıyla bile verilmeli. Ki mahkemenin hâkimi, bu bağlamda Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş. İkinci başlık ise askerî disiplin ile ilgili. Askeri Mahkemeler ya da Disiplin Koğuşu uygulaması kalsaydı, bir askerin kışlada veya izin anında alkol alması ile ilgili disiplin kuralları işletilir, ilgili asker ya Disiplin Koğuşu’na sevk edilir, ya da askerliği hakkında daha keskin bir hüküm verilirdi.
“KASET”: AK Partililer, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Grup Toplantısı’nda gösterdiği belge görünümlü kâğıtların sahte olduğunu söylüyor. Ki bana göre sahte olmasa da bir suç unsuru yok. Olsa olsa “Neden yurtdışına para gönderiyorsunuz” diye sorulabilir. Fakat burada AK Partililer, Kılıçdaroğlu’na cevap verirken “Kasetle gelen, dekontla gider” diyor. Bana göre bu propaganda yanlıştır. Zaten dünkü basın toplantısında da CHP İl Başkanı Kemal Demirkırkan bu yanlışlığa vurgu yapmış. “Kaset” işleri, FETÖ’nün uzmanlık alanı idi.  FETÖ’nün bu montaj-şantaj işlerine o zaman hiç değilse seyirci kalınmıştı. Şimdi FETÖ mamulü bir kasetin “İşte bunlar böyle” diye kullanılması garip bence.
SSK’Yİ KILIÇDAROĞLU BATIRDI: Bir başka yanlış propaganda ise “Sosyal Sigortalar Kurumu’nu Kılıçdaroğlu batırdı” cümlesidir. Zira Türkiye kurum ve kuruluşlar, siyasi iktidarlarla doğrudan bağlantılıdır. Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürü olduğu dönemdeki Türkiye’yi göz önüne getirdiğinizde de asıl sorumlunun Kılıçdaroğlu değil, iktidarlar olduğunu görürsünüz. Bir başka açıdan yaklaşalım: Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Genel Müdürü’nü ya da Daire Başkanları’nı ismen kaç kişi biliyordur? SGK’da şu anda bir başarı varsa, bu başarı iktidara mı yazılır, Müdür ya da Daire Başkanı’na mı? Başarıyı başka tahtaya, başarısızlığı başka tahtaya yazmak iyi bir söylem olmasa gerek.
“HALK PARTİSİ”: Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Milleti’nin hislerini ve taleplerini şu ana kadar tahlil edebilmiş değil. Ben yardımcı olayım: Türk Milleti, kendisini yöneten Cumhurbaşkanı ve diğer yöneticilerin öyle ya da böyle suçlanmasından rahatsız. Dışarıda yeteri kadar tazyik varken bu yangına bir de CHP’nin benzin dökmesi kahir ekseriyeti rahatsız ediyor. Halk, CHP’nin “Halk Partisi” olmasını talep ediyor, bir taraftan da Türkiye’nin Irak veya Libya’ya dönmemesi için Erdoğan’a sahip çıkmaya devam ediyor. Dolayısıyla Amerikan ağızlarıyla Erdoğan’ın suçlanması, CHP’ye bir şey kazandırmıyor.
17 ARALIK, KİMİN DOĞUM GÜNÜ: Zaman zaman söylüyorum, yine de tekrar edeyim. 17-25 Aralık operasyonu, bugünden bakınca tesadüf değil. FETÖ’nün yargıdaki eliyle devlete şekil verme gibi hastalıklı bir ruh hali mevcut. Ancak bu şekil verme işleminin tarihi manidar: 17 Aralık, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun doğum günü. 25 Aralık ise İsmet İnönü’nün vefat yıldönümü. Yani? Alın size bir komplo teorisi: 17 Aralık 2013’te başlayan operasyonun ikinci dalgası 25 Aralık’taydı. 17 Aralık’ta “doğum günü hediyesi” vermek istedikleri kişiye, 25 Aralık’ta da “İktidarı aldık” mesajını verdiler.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.