Yukarı Çık

KELEBEK ZAMANI…

28 Kasım 2017 Salı 12:25:59
73 kez okundu.

Değerli dostlarım bu haftaki yazımda, gerek televizyonlarda gerekse yazılı basından takip ettiğimiz kadarıyla kadına şiddet, çocuk istismarlarını kaleme almak istedim.
 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 81 ilde farkındalık yaratmak adına “Kadına Şiddet İnsanlığa İhanettir.” pankartları ile spor müsabakaları ve illerdeki bilbortlarda afişlere yer vererek halkımızın dikkatini bu yöne çekmek istediklerini açıklamışlardır.
Bunlar dikkat çekmek için güzel şeyler yalnız sorununun çözümü için okullarda, televizyonlarda, camilerde kadına şiddetin ne kadar kötü bir şey olduğu anlatılmalıdır. Tabi yasal düzenlemelerde caydırıcı olarak yeniden düzenlenmelidir.
Her yıl 25 Kasım’da kutlanan Kadına Şiddettin ortadan kaldırılması etkinliklerinin, tarihçesine bakacak olursak, Dominik’te Diktatöre karşı mücadele eden, 25 Kasım 1960 tarihinde işkence ve cinsel saldırıya uğrayıp öldürülen Mirabel kız kardeşlerin, anısına özgürlük ve insan Hakları için verdikleri mücadeleden dolayı, yaklaşık 40 yıl sonra 1999 yılında Birleşmiş Milletler 25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddet’in Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü” olarak benimsenmesinin kararını almıştır. Dünyada ve Türkiye’de insan hakları savunucuları ve kadın hareketleri için bir sembol haline gelmiştir.
Ülkemizde de, durum hiç de iç açıcı değil. Yolda yürüyen biri karşısından gelen kadına çarpıyor, kadın itiraz ediyor dönüyor Kadına Şiddet uyguluyor.
Başka birisi otobüste bayanların kılık kıyafetlerini bahane ederek şiddet uyguluyor. Cezası nedir? Gözaltına alınıyor, bazıları serbest bazıları da mahkemeye sevk ediliyor, en kısa sürede dışarıda. Cezalar caydırıcı olmadığı için aynı hareketleri yapmaya devam ediyor. 2016 yılında ulusal ve yerel gazetelerde 317’si silahlı toplam 397 kadın cinayeti olayı yansımıştır. 2017 yılının ilk on ayında 337 olarak kayıtlara geçmiştir.
Kadına şiddetten, sadece fiziksel şiddet anlaşılmamalıdır. Fiziksel şiddetin yanında Psikolojik şiddet, taciz bunlar da kadına şiddetin bir başka tezahürüdür. Ülkemizde çoğu kadın; erkek baskısı ve şiddeti yüzünden kendi kararlarını bile veremez konumdadır.
Bu ülkede kadınlar aileleri tarafından özellikle de baba tarafından zorla evliliklere maruz kalmakta, eğitim hakkı engellenmekte, Kadının kendi kararlarını alabilmesine engel olabilmek için de kadın ya şiddetle ya da ölümle tehdit edilmekte ve sindirilmektedir. Bunu da yapan baba, erkek kardeş veya eş sıfatındaki kişilerdir.
 Oysaki dinimizde kadın ile erkek arasında değer bakımından hiçbir fark yoktur. En’am ve İsra sürelerinde geçen ayetlerde kız çocuklarının hor görülmemesi, kız evlat ile erkek evlat arasında hiçbir değer farkının bulunmadığı ifade edilmektedir. Kadının fizyolojik bakımdan erkeğe nazaran zayıf olduğu gerçeği kabul edilmekle birlikte bu onun için bir horlama sebebi sayılmayıp, aksine bu vesile ile erkeğe kadını himaye etme, sevgi ve şefkat gösterme, ihtiyaçlarını karşılama gibi görevler yüklenmiştir. Bunların da ötesinde anne olması itibari ile kadına, hiçbir medeniyette benzeri görülmeyen bir yücelik ve değer vermiş, “Cennet annelerin ayakları altındadır” O, göz nuru, gönül süruru yavrunuzdur. “Huzurun ana kaynağı, en sadık dostunuz eşinizdir” hükmünü ilan etmiştir.
 Sonuç olarak hayata renk katan, hayatın her alanında emeği olan kadınlara hak ettiği değer verilmelidir.
Sevgiyle Kalın…
***
Değerli Dostlarım yurt dışında olacağım için yazılarıma 1 ay ara vereceğim.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.