Yukarı Çık

ANMAK VE ANLAMAK

14 Kasım 2017 Salı 12:33:21
88 kez okundu.

10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde, Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde, Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen tören dikkatimi çekti. Her ne kadar öğrenci ağırlıklı olması beklenen bu tür törenlerde bu sefer öğrenci öne çıkmasa da verilen mesaj önemliydi. Neydi bu mesaj? Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden milletin 15 Temmuz hain darbe girişimine “Dur” dediği ile ilgili mesajdı.
Bugüne kadar böyle işlenmemişti bu olgu. Tebrik ederim.
10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni’nden çıktım, annem (kayınvalidem) aradı, sesi çok hüzünlü geliyordu:
“Oğlum, rahatsız ettim, kusura bakma. 10 Kasım’da evde olmayayım diye dışarı çıktım. Gençlerin hiç umurunda bile değil. Bir Allah’ın kulu saygı duruşunda bulunmaz mı? Canım acıdı, çok canım acıdı… Torunum, 2 yaşındaki Olcaytom bile saygı duruşunda bulundu. Gençler, büyükler neden saygı duymuyorlar?”
İşte buradan bakmak lazım aslında.
Neden saygı duymuyorlar?
Ya da saygılarını gösterme biçimleri neden bu kadar itici?
Atatürk’ü anmak, zaten yapılagelen bir şey.
Fakat Atatürk’ü anlamak, saygı duyulmasını da beraber getirecek.
Gençleri doğrudan suçlamak da istemiyorum.
Belki biz veremedik, bizim büyüklerimiz veremedi Atatürk ile ilgili bilgileri.
İnsanın biraz da içinden gelmeli, “Sirenler neden çalıyor” diye sormalı tabii.
O da ayrı konu.
...
Atatürk’ü tam bağımsızlık modeli ile, sanayi gayretleri ile, en hasta hâlinde “Çizmelerimi giydirmesinler” vatanseverliğiyle, Mason Locaları’nı kapatmasıyla, Güneş-Dil Teorisi’ndeki yüce ülküyle anlamak gerekiyor.

Son zamanlarda Youtube üzerinden hem eğlenceli, hem de siyasi vidyolar yayınlayan sanatçı Oğuzhan Uğur, bakın Onedio şirketi için çektiği vidyoda, bakın ne diyor:
“Son zamanlarda Mustafa Kemal’i destekleyenlerin çok boş işler yaptıklarını da görüyorum. Bir heykeli severken fotoğraf çektirmek, Atatürk’ü severken garip pozlar vermek…Bunu maalesef Atatürkçülük zannetmek... Kötü muhalefet, her zaman diğer tarafın işine yarar derler ya… Bir grup teyze gördüm, ‘İran olmayacak’ diye yürüyorlardı. İran olmamak mıdır Atatürk’ü sevme meselemiz? Ortada bir formül var, formülü veren Mustafa Kemal Atatürk. Diyor ki ‘Benim naçiz bedenim elbette toprak olacaktır. Söylediklerime bakın…’ Atam, henüz atılmamış adımların, yolumuzu aydınlatan fikirlerin, geçmişte attığın adımlar ile, sadece heykelini yıkanla değil, gereksiz yere heykelini dikenle de mücadele etme sözü ile seni anıyoruz.”
Şu vurgu mühim: Heykelini yıkan ve heykelini gereksiz yere diken…
Atatürk’ü anlamak, O’nun ardına sığınmak şeklinde yorumlanıyor ya, Atatürk’ün fikirlerine en çok zarar veren de bu.

Bir taraftan da Türkiye’nin en iyi “arşiv” yazarı olarak görülen Yılmaz Özdil’in bir yazısı tuhaf geldi bana. Özdil, geçmişte yapılan hataları sıralamış, 11 Kasım 2017 tarihli yazısında. Sonra da şimdiki Atatürk yönelimine getirmiş sözü ve “Gülünç durumdalar” demiş.
Bence Atatürk’e yönelenler için “ Gülünç durumdalar” demenin kendisi gülünç bir durumdur.
Atatürk, bu ülkenin ortak değeridir. Geçmişte eleştirenler, yok sayanlar şimdi Atatürk’ün fikirlerinin önemini kavrıyorsa, ülkemiz için olumlu bir gelişme vardır.
Deyin ki seçim için, yüzde 50+1 oy oranı için hatırlandı Atatürk.
O zaman ben de şunu derim:
“AK Parti’nin Atatürk söylemleri, Halk Partisi’nin elinde tekel gibi görünen olguyu tersine çevirecektir. AK Parti ‘Atatürk’ dedikçe, Halk Partisi de hakiki halkçı politikalar üretmek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla Atatürk ve halk, ilk seçimde birleşecektir.”

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.