Yukarı Çık

AŞURE’YE BARİ SİYASET BULAŞTIRMAYIN!

9 Ekim 2017 Pazartesi 13:23:16
248 kez okundu.

Anlatmak istediğim konuya geçmeden önce söze içinde bulunduğumuz ayla ilgili durum tespiti yaparak başlayalım. Halen Muharrem ayının içinde bulunuyoruz. Muharrem ayı savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birisi. Muharrem ayının onuncu günü “âşûrâ” diye adlandırılır. Aşure, İbranice bir kelime ve on (10) anlamına geliyor. Başka bir deyimle Aşure, Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günüdür.
İnancımıza göre bu gün birçok mucizenin de gerçekleştiği bir gündür. Adem peygamberin tövbesinin kabul edildiği, Halil peygamberin Nemrut'un ateşinden kurtulduğu, Hz. Musa'nın Kızıl denizi geçerek kavmini Firavun'un zulmünden kurtardığı, Yunus peygamberin balığın karnından kurtulduğu, Eyüp peygamberin dertlerine şifa bulup yaralarının iyileştiği, Hz. Yakub'un oğlu Hz. Yusuf'a kavuştuğu ve gözlerinin açıldığı, Nuh peygamberin tufandan kurtulup gemisinin karayı oturduğu gündür.  
Bütün bunlardan başka aşureyi bizler için daha da anlamlı kılan; imam Hüseyin'in şehit edilmesidir. Kerbela şehidi Hz. Hüseyin, Muharrem ayının onuncu gününde şehit edilmiştir. Dolayısıyla Muharrem ayı ve bu ayda tutulan oruç ve sonrasında pişirilen aşure bizler için çok daha derin ve diğer toplumlardan farklı anlamlara sahiptir.
Aşure tatlısının, Nuh peygamberin gemisinin karaya oturmasından sonra gemide bulunan son 12 tane farklı yiyecekten meydana geldiği ve özellikle Osmanlı döneminde yaygınlaştığı ifade edilmektedir.
İlimizde de Mevlana'nın 7'nci kuşak torunu Sultan Divani Mehmet Çelebi'nin 1500’lü yıllarda başlattığı 40 Hatimli, 40 Kazan Aşure geleneği, bugün de devam etmektedir. Anadolu’nun hemen her yerinde kaynatılan aşure, insanlar arasında dostluk köprülerini artıran, bağlılığın, değerlerinin savunucusu olmanın bir gereği olarak yapılıp paylaşılmaktadır.
***
Afyonkarahisar Belediyesi de bu güzel geleneği devam ettirmekte, her yıl Muharrem ayının 10. gününde 40 kazanda 40 hatimle pişirilen aşure vatandaşlarımıza dağıtılmaktadır. Ancak bu yıl yapılan törendeki konuşmalarda, bu yılın temasının “Tek Bayrak; Tek Millet, Tek Vatan, Tek Devlet” olduğu mesajı verildi. Basına yansıyan fotoğraflarda da kazanlardaki aşurenin üzerine bu mesajın yazıldığını gördük. Sayın Bakan Eroğlu da burada yaptığı konuşmada “aşure etkinliklerinde işlenen temasının anlamlı olduğuna” dikkat çekerek Belediyesi Başkanını kutlamış. AKP’nin, miting meydanlarında dillendirdiği, siyasi slogan olarak kullandığı bir söylemin 500 yıllık geleneğe gölge düşürmesine nasıl izin verirsiniz? Bu AKP’li Belediye Başkanlarına, Bakanlara şaşmamak mümkün değil. Birlik, kardeşlik ve barış duygularıyla yapılıp paylaşılan Aşureye bile siyaseti karıştırmak, dini inanca dayalı olarak yapılan etkinliğe, bugünkü iktidarın sloganını tema olarak seçmek hangi aklın ürünüdür? Ne olursan ol gel” diyen bir anlayışı, bu anlayışın ruhunu, hala anlayamamışsınız demek ki.
Ne kazanacaklarını düşünüyorlar? Ya da düşünmüyorlar. Aşure birlik olarak, kardeşlik ve barış duygusuyla yapılıp paylaşılmalıdır. Yüzyıllardan beri bereketin, sevincin, barışın kardeşliğin simgesi olan Aşure’yi AKP’ye mal etmeye çalışmak, O’nun sloganını Aşure kazanlarının üzerine yazmakla ne kazanıyorsunuz. Yapılan iş, iktidarın her alanda yaptığı bölücülüğü, kamplaşmayı körüklemekten başka ne işe yarıyor. Farkında mısınız din adı altında, milliyet adı altında, siyaset adı altında, ama aslında sadece ve sadece oy için bölüyorlar, kamplaştırıyorlar. Bizim gibi düşünmeyenlere “Ey halkım, Onlar zaten..” diye başlayan cümleler kuruyorlar. Gazetelerimizi ayırdık, camilerimizi ayırdık. Çocuklarımızın gittiği okullar, kahvehanelerimiz, seyrettiğimiz TV kanalları, giyindiğimiz mağazalar, yurtlarımız ayrı. Şairlerimizi, şiirlerimizi, sanatçılarımızı bile ayırdık. Bundan böyle aşure kazanlarımızı da ayıralım mı?
“Türkiye’de öyle bir nefret söylemi gelişti ki bu kutuplaşmanın, ayrışmanın ve bireyler arasında, farklılıklar arasında bir diyalog kurma imkânını ve zeminini kaybetmeye başlıyoruz”
Biz, yeni Kerbelâ’lar yaşanmasın, Hüseyinler katledilmesin, anneler dul, çocuklar yetim kalmasın, yaşananlardan ders alınsın ve yeryüzündeki tüm savaşlar dursun istiyoruz.
Biz, bu ülkede bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra saygıyla, sevgiyle birlikte yaşamak istiyoruz.
Biz, farklı düşünsek te, farklı yaşasak ta, farklı siyasi görüşlere sahip olsak da bu ülkenin en kıymetli ferdi gibi muamele görmek istiyoruz.
Biz dinimize, dilimize, mezhebimize, inancımıza bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür vatandaşları olarak yaşamak istiyoruz.
Son Söz; “Sen bana kendi gözünle bakma, benim gözümle bak da biri iki görme! Bana, bir an olsun benim gözümle bak da varlıktan öte bir meydan gör!” Hz. Mevlana

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.