Yukarı Çık

BENİM OYUNUM VE JOHAN CRUYFF

8 Ağustos 2017 Salı 12:43:58
162 kez okundu.

Bugünlerde okuduklarım arasında “Benim Oyunum” adlı bir kitap var… Anılarını kaleme almış ünlü futbolcu ve sonradan antrenör olan JohanCruyff… Yaşı ellini üzerindeki futbolcular ve futbolseverler iyi bilirler bu uzun sarı saçlı zayıf görünümlü Hollandalı futbolcuyu…
1960’lı yılların sonları, henüz TV yaygın değil ülkemizde, İstanbul’da izleyenler var, o da siyah beyaz… TV’de maç nakli filan da yok; radyodan Halit Kıvanç’ın naklen anlattığı maçları dinlerken tanırdık ünlü takımları ve futbolcuları… Gazetelerin spor sayfaları ön yüzünden daha çok okunuyor, yerli yabancı futbolcuları fotoğrafları boy boy.. AJAX adında bir takım kasıp kavuruyor ortalığı… Ve bu takımın Cruyff adlı futbolcusu herkesin dilinde, herkes ona hayran… Hollanda milli takımında da yer alan Cruff’un ünü gittikçe yayılıyor… Avrupa’daki İngiliz ve İtalyan Futbolunun tahtları sallanıyor, Güney Amerika’da futbol denince ilk akla gelen Brezilya ve Arjantin. Hollanda’nın yanında sönük kalıyor artık…
İlginç bir yaşam öyküsü var Sarı Fare’nın. (Cruyff’un lakabıydı bu) Daha beş yaşındayken AJAX kulübüne meyve götüren manav babasının yanında girdi kulübün kapısından Cruyff… Giriş o giriş… Çok heyecanlıydı o gün… Saha bakıcısı Henk Angel’in yanında ertesi gün başlar işe… (yıllar sonra Angel üvey babası olur Cruyff’un) Yaptığı işin karşılığında para değil, tribünlerin önünde ve koridorlarda top oynamasına izin verilir…
Ucuz konutların bulunduğu bir mahalledeki sokak aralarında topla tanışır Cruyff… “Benim için her şey sokaklarda başladı. Hatırladığım ilk anlarımdan beri bulduğumuz her yerde futbol oynardık. Dezavantajları avantaja çevirmeyi orada öğrendim, mesela kaldırım esasen bir engel değildir, ver-kaç yaparken takım arkadaşınız rolüne bürünebilir. Top farklı yüzeylerde acayip yönlere sektiğinde anında uyum sağlamak zorunda kalırsınız. Futbol becerilerimi öncelikle böyle oynamayı öğrenmek ve sürekli duruma göre davranmak zorunda kalmaya borçluyum” diye anlatıyor çocukluk yıllarını… Cruyff’un anlattıkları bizim kuşağın çocukluk yıllarına çok benziyor…
Bu ünlü futbolcunun yaşamı inişli çıkışlı… Zirvelerde gezerken bir bakıyorsunuz diplerde… Tekrar zirvelerde… İnatçı, yılmayan, paraya pula önem vermeyen ve dürüst bir kişi Cruyff; çünkü yaşamındaki yaptığı yanlışları  itiraf ediyor açıkça… Kendisini yetiştirenleri de unutmamış… “Hayatımı on iki yaşımda  babamı yitirdikten sonra AJAX, önce kulübün saha bakıcılığını yapan ikinci babamla, ardından hocalarım, Janyvan Der Veen ve Rinus Michels belirledi. (Rinus Michels, general lakabıyla anılan sert disiplinli ve sürekli daha iyisini, mükemmeli arayan bir teknik adam olup “TOTAL FUTBOLUN mucidi olarak biliniyor. AJAX ve 1974 Dünya Kupası’nda Hollanda milli takımında büyük başarılara imza attı)
“AJAX sayesinde sadece daha iyi futbolcu değil, ADAM OLMAYI DA öğrendim.” cümlesi bütün sporcuların kulağına küpe olmalı… Doğru dürüst topa bile vuramayıp da kendini dev aynasında gören, şişine şişine gezen ham ervah ders almalı bu sözlerden.. Alçak gönüllü olmanın faziletiyle yaşamanın ne denli şerefli olduğunu unutmayalım… AJAX’ta BARSELONA’da, FEYENOORD’da top oynamış, buralarda antrenörlük yapmış bir “ADAM”ın sözleri bunlar…
Cruyff’u ve onun dünyasını köşede uzun uzun anlatmak mümkün değil, zirveye tırnaklarıyla adeta çıkmış bir futbolcuyu kısaca tanıtan “kıssadan hisse” sadece bu yazı…
Ve yazmadan edemedim yine: Top ayağına geldiğinde izleyenleri heyecanlandıran futbolcular vardı bu ülkede de: Lefter, Can Bartu, Metin Oktay, Kadri Aytaç, Koço Kasapoğlu, Suat Mamat… Çok izledim  bu büyük futbolcuları, ilham aldım onlardan… Hepsinin “kendilerine özgü oyunları” vardır elbette.
Eğer dünyaya daha geç gelselerdi birer Cruyff olabilirlerdi…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.