Yukarı Çık

AFYONKARAHİSAR’DA YUNAN VAHŞETİ

19 Haziran 2017 Pazartesi 12:34:45
170 kez okundu.

(Dünden Devamı)
Gazeteci, Yazar Lütfi Bozkurt Sepin o günlerin acı hatıralarını şöyle anlatmıştır:9
“Şehre Düşman Süvarileri girmeye başlamış ve akşamda kararmak üzere o gece lambanızı söndürmüş karanlıklar içinde sabahlara kadar başımızı seccadede büyük yaratan Allah'a dua etmekte sabahı yaptık...
Yunan askerleri bir aç kurt gibi mahalle ve çarşıya dağılmış soygunculuğa başlamışlardı.
Evimizin bitişiğinde komşumuzun kapısını kıran birkaç çapulcu Yunan askeri(nin) kapıyı zorlayıp içeri girdiklerini pencereden müthiş bir korku ile seyrediyoruz. Dul ve topal bir kadın orta yaşlı kızı bulunan bu evde bir çığlık kopuyor. Beşikte (salıncakta) yatan çocuğun yere fırlatılması ile yüreklerimizi parçalayan avazı karşısında annemiz (amcamızın karısı) üç kardeş bizi çatıya saklıyor... Nihayet bizim kapı da zorlanmaya başlıyor. Kapımızın muhkem oluşu bizi bu felaketten koruyor. Bu hal on gün kadar devam etti. Yedinci günü yiyecek kalmamıştı. Annem evimizde ihtiyaç bulunan bulguru kahve değirmeninde çekiyor bize tavada ekmek yapmak suretiyle bulgur ekmeği ve pilavını yağsız pişirip karnımızı doyuruyordu. Artık açlık başlamış korku bir yanda açlık diğer yanda cehennemi bir azap içinde kıvranıyoruz.”
Lütfi Bozkurt Sepin Yunan ikinci işgalini şöyle tasvir etmektedir:10
“Düşman yine saldırmış ve bütün kuvvetiyle şehre girmişti. Bir hafta evvel sille yiyen Ermeni ve Rumlar bir canavar kesilmiş tüyler ürpertici vahşetlerini yapmaya başlamışlardı. Bir hafta süren bu vahşetten sonra düşman dahili teşkilatını tamamlamış ve halka tespit ettiği saatlerde dükkanlarını açmasını ve serbestçe dışarı çıkmalarını ilan etti... Tahminime göre o günlerde 9 yaşlarımda idim. Çalışıyor hem evimizi ve hem de amca zademizin evini besliyordum11. Benden bir yaş büyük olan kardeşim de simit, kurabiye satıyordu.
...Esaretin feci hatıralarını kaleme almış olsam yazı serim aylarca belki bir yıl devam eder...”
Ali Türk Keskin Yunan işgali ile ilgili acı hatıralarını şöyle anlatmaktadır:
“Yunan işgalindeki çocukluğum babamın müze [Taş Medrese] bitişiğindeki evimizde geçmiştir. Babam akşamdan sonra evden çıkmama müsaade etmezdi. Bunu için mahalle çocukları bizim evin önüne gelirlerdi. Kapının eşiğine oturur, ufacık yaşımızda oyunu filan bir kenara bırakarak büyük adamlar gibi günün meselesini, konusunu, babalarımızdan, ağabeylerimizden duyduklarımızı fısıldardık. Civarımızdaki İmaret Camii Yunanlılar tarafından hapishane olarak kullanılmakta, Kâhil camisi de yine Yunan askerleri tarafından işgal edilmiş bulunmakta idi...”12
Mustafa Oğuz'un Afyon'un İşgal Günleri hatıraları şöyledir:
“...İşte bu sırada işgal kuvvetlerinin bir kolu da Afyon'a geldi. Şimdiki Lise binasını İngilizler, bizim okuduğumuz Sanayi Mektebi'ni Fransızlar, yukarıda Darülmuallimini İtalyanlar işgal ettiler. Ayrıca İstanbul ve İzmir İstasyonlarını da ellerine aldılar. Çadırlı ordugâh kurdular. O günlerde nereden ve kim gönderdi ise Afyon'un başında Amastas isminde bir Rum mutasarrıf belası vardı. O zamanlarda evvelce sürülmüş olan Ermeniler de beşer onar derken hepsi Afyon'a geri geldiler. Ama bunların gelişi Afyon'u ikinci ve daha beter bir işgal altına aldı. Bunun da sebebini biraz açıklayayım: Güya Ermeniler giderken çok zengin imiş, bütün mallarını, evlerini, hatta fazla paralarını Türklere bırakmışlar. Şimdi geldiler ya, o mallarını almaları lazımmış. Hangi Türk'te güzel bir makine görseler, mutlaka benimdi diye sahip çıkar. Çift atlı Faytonlara benimdi diyenler oldu. Evlerden kazan, halı, kilim gibi şeylere benimdi yaygarasını yükselttiler. Bu iddiaları destekleyen başta Rum mutasarrıftı. Hangi Ermeni mutasarrıfa başvurmuşsa derhal dileğini yerine getirilmesi için Ermeniye yetecek kadar Türk polisi verilir. O Ermeni benimdir diye ne gösterirse derhal Türkün elinden alınır, Ermeni’ye teslim edilirdi. Sanki Türk polisi Ermenilerin emrinde idi. Ev, maline, her nevi eşya Ermeni’nin bir işareti ile Türk’ten zorla alınır, ona teslim edilir. Şikâyet önlenirdi. Bu teslim ve tesellümlerde mukavemet olursa İngiliz kumandanlığı Fransız kumandanlığı bu işe el atar ve mutasarrıfın icra organlarını takviye ederlerdi. (Devamı Yarın)

 

9  Lütfi Bokurt Sepin, “Acı Hakikatler:Felaket Çanı”, Gençliğin Sesi (Afyon), nr. 1875, 4 Eylül 1961.
10  Sepin, agm., aynı gazete, nr. 1876, 5 Eylül 1961.
11  Ailelerin eli silah tutan erkekleri cephede olduğu için evlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kalmıştır. Dolayısıyla ailelerin geçimlerini imkanlarına göre bunlar karşılamaktadır.
12  Ali Türk, “Eski Ramazanlar: XV”, Birlik (Afyon), nr. 479, 20 Ocak 1965.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.