Yukarı Çık

SOSYAL MEDYA BİR TANRI MI?

8 Haziran 2017 Perşembe 12:38:54
833 kez okundu.

Her inanç sahibi için inandığı tanrı anlamdır, hayatının mânâsıdır ve yaşamındaki eylemlerinin güç kaynağıdır. Peki, bir tanrı, inananından ne ister? Her ân kendisiyle bir bağ kurmasını; kendisinin verdiği o anlamı, hayatın her alanında görmeyi ister mutlaka.
 Doğru ya da yanlış bir inancı sürdürmenin temel koşulu bunlar değil mi? Tanrısından -düşünsel anlamda- kopuk ve hayatının hemen her safhasında eylemleriyle tanrısını işaret etmeyen bir inanç sahibi, bir tanrı inancı iddiasında bulunsa bile bunda samimi bulunmaz.
 Uzun zamandır sosyal medyanın bu iki kıstasa yani “sürekli bağlılık istemesi ve hayatlar üzerindeki kontrol etme isteği”ne olan hâkimiyeti, modern çağın “yeni tanrısının” doğduğunun bir göstergesi galiba.
 Çünkü “sosyal medya tanrısı” değişik isimlerle (esmâ?) her zaman ve her mekânda kendisine “bağlı” (râbıta) olunmasını bekliyor: Facebook, İnstagram, Twitter, Scorp, YouTube, WhatsApp…vb. ve oyunlar ile günün her diliminde paylaşım yaparak “sosyal medyaya” bağlı kalmak mecburiyetini ya da hazzını hissediyor kullanıcılar.
 Radikal'den Serdar Kuzuloğlu da "Yeni Dinimiz Beta Versiyonuyla Hizmette" başlıklı yazısında "Teknoloji ve araçları farkında olmasak da yeni bir evrensel din kurguluyor. Bir dönemin putlarını cep telefonları ve tabletlerimiz aldı. Her şeye onlar aracılığıyla ulaşıyor, her yeni karşılaşmayı onlarla yaşıyor ve her dileğimizin gerçekleşmesini o irili ufaklı ekranlardan bekliyoruz. Sosyolog Sherry Turkle’ın tabiriyle ‘hep beraber yalnızlık’ artık yeni yaşam biçimimiz.", "Yeni mabedimiz Facebook evrensel bir Disneyland gibi. Halüsinasyon mantarı yutan 1 milyar kişinin dev partisi." diyor.
Bu yeni dinin sahte tanrısından, biz kullanıcılar da “sahte peygamberlik” payesi alma gayretindeyiz. Herkesi peşine takacak sıradışı yeni bir akım başlatma; TT (Trend Topic) olacak #hashtag açma; en çok beğenilen, paylaşılan sözler yazma; takipçileri yüz binlere katlama... Tüm bunlar sosyal medya tanrısından "ilahî" görev aldığını sanan “şizofren peygamberlerin” kontrolsüz takıntıları…
 Neler mi var bu takıntılar arasında? Bu “Halüsinasyon mantarı yutan 1 milyar kişinin dev partisi”nin üyeleri olarak modadan hiç geri kalmıyoruz. Kafamızdan buzlu sular mı (Ice Bucket Challenge) dökmedik, olur olmadık yerde yüzüstü mü (Planking) yatmadık? Sosyal medyada nevzuhur ne varsa düşünmeden uygulamaya çalıştık kısaca. Hatta bir ara gözde modamız "yüzden yaş tanıma" (How-old.net) olmuştu: "Microsoft, geliştirdiği yazılımla fotoğraflar üzerinden kişilerin yaşını tahmin etmeye başladı. Sitenin aktif edildiği birkaç saat içinde 35 bin kişinin algoritmayı kullandığı ve bu kişilerin 29 binin Türkiye’den olduğu ifade edildi."
Fakat bu “yeni dinin sahte tanrısını” memnun etmek, diğer “dindaşlara” uyum sağlamak uğruna yapılan fedakârlıklar bazen çok tehlikeli işlere de gebe. Çünkü sosyal medyadaki son akımlardan birisi “72 oyunu (Game of 72)”... "Oyunun amacının, gençlerin ortadan kaybolarak ailelerini olabildiğince korkutmak ve dikkat çekmek olduğu söyleniyor."
Sadece bu tehlikeli oyun değil elbette... En iyi “selfie” için; en eğlenceli, en komik, en tehlikeli fotoğraf için son yıllarda kazalar hatta ucuz ölümler olmuyor mu? (Mesela selfie çekerken meydana gelen ölümlerde dünya birincisi olan Hindistan, ülkesindeki bazı mekânlarda selfie çekme yasağı getirdi.) Bu modern çağın tanrısı kendisi için kurban verilmesini, kan dökülmesini istiyor; “hipnozlanmış mü’min”ler de bu âyini seve seve yerine getiriyorlar.
Sosyal medyada tanrısının bu tür ritüelleri (modaları/akımları) bu kadar kolay yapabilenlerin nerelere yönlendirilebileceğini hiç düşündünüz mü? Akıl dışı işleri bile yapan, merhametini kaybeden "kitleler", bağnaz tarikatları anımsatıyor. Hani toplu intihar eden tarikatlar gibi...İnsanlar normali bile yaparken zorlanırken anormalin bu kadar kolaylıkla yapabilmesinin nedenlerini merak etmemek elde değil.
 Her sahte dinin, müntesibine verdiği zararlar gibi sadece maddî yani bedensel boyutta kalmıyor “sosyal medya tanrısının” olumsuz etkileri. İngiltere’de Kamu Sağlığı için Kraliyet Topluluğu (RSPH) tarafından bir araştırmaya göre İngiliz gençlerin yüzde 91'inin sosyal medyayı kullanıyor. Söz konusu bu araştırmaya göre de "sosyal paylaşım siteleri alışkanlık yapmaları bakımından sigara ve alkolden daha tehlikeliler. 25 yaşından küçük gençlerde kaygı ve depresyon oranı yüzde 70'e yükseldi. Sosyal paylaşım siteleri kaygı, depresyon ve uyku bölünmelerine yol açıyor.”
İşin bir de şu yönü var: “Sosyal medyada yazdığımız ve paylaştığımız şeyler ve bunu ne sıklıkta yaptığımızla alakalı bir rapor, kişiliğimize ve yaşadıklarımıza dair çok şey anlatıyor.” Yani kendimizi kendi elimizle ifşâ ediyoruz ki “bizi bizden daha iyi bilen” bir “tanrıyı” ellerimizle yapıyoruz. Ama bu defa “helva”dan değil “sanal”dan...

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.