Yukarı Çık

%51,41’İN ÖNEMİ YOK MU?

1 Haziran 2017 Perşembe 12:56:16
711 kez okundu.

16 Nisan referandumunun ardından yapılan tartışmaların yoğunluğuna ve şekline bakılınca, sanki “hayır” oyları önde çıkmış zehabına kapılabilirdiniz.
Anayasa değişikliği için bu oranın yetmeyeceğinden tutun da, hiçbir “Evet” oranının sistem değişikliği için yeterli olmadığına kadar sözler işittik. Yazılar okuduk…
Siyaset teorisi açısından yasa yapmanın ve ya anayasal değişikliğin; Millet Meclisi veya halkoylaması haricinde demokratik bir yolu yoktur. Bunların dışında kalan yöntemler demokrasi dışıdır.
Bu arkadaşlarımız halkoylamasına gidebilmek için TBMM’de gereken oy sayısını bilmez gibi davranırlar. Madem TBMM milletin iradesinin temsil edildiği yerdir, oradaki oy miktarının da en az halkoyu sonucu kadar dikkate alınması gerekir.
Şunu demek istiyorum: Herhangi bir yasa yapmak için (öncesinde çalışmalar tamamlandıktan sonra) 184 milletvekili ile TBMM toplanır. 139 “kabul” oyu ile de yasalaşır.
Ama söz konusu olan anayasa değişikliği ise; TBMM’de en az 367 “kabul” oyu gerekir. Cumhurbaşkanı’nca, referanduma götürülebilmesi için de en az 330 milletvekilinin “kabul” oyu gerekir.
Sözün özü; 139 milletvekili “kabul” derse yasa çıkabilirken ancak en az 330 milletvekili “kabul” derse anayasa değişikliği referanduma gidebilir.
16 Nisan anayasa değişiklik paketi de hem tek tek hem de son oylama da 340’dan fazla milletvekilinin “kabul” oyu ile referandum aşamasına gelmiştir.
Bir değişiklik hem Milletin Meclisinde, hem de halkın oylarıyla “kabul” edilmişse, meşruiyet tartışması anlamsızdır.
Sadece anlamsız değil iyi niyetten de uzaktır.
Çıkan sonuç demokrasi teorisi açısından meşrudur.
Milletin tercihi neticesinde meşrudur.
Teknik olarak böyledir.
Gerisi siyasi değerlendirmeler ve yorumlardır ki, elbette gereklidir. Tüm siyasi partiler ve hareketler bu sonuçların sayısal dağılımı, coğrafi dağılımı, demoğrafik dağılımı üzerinden analizler yapacaktır. Yine sivil araştırmacılar, gazeteciler, akademisyenler, yazarlar da bu konularda mesai harcayacaklardır. Farklı farklı siyasi yorumlar ve anlamlandırmalar çıkacaktır.
Bu durumu iyi okuyan siyasi partiler, geleceğe kendilerini bugünden hazırlama anlamında önde olacaklardır.
Görünen o ki, bu konuda da AK Parti ön alarak daha halkoylaması akşamından itibaren bu durum değerlendirmelerini yapmaya başladı.
Muhalefetse, hemen kişisel imaj ve koltuk kavgalarına girişti.
Peki, %48,59’un önemi yok mu? Elbette var… Siyasi açıdan en az %51,41 kadar değerlidir.
Bu değeri sadece oranın yüksekliğinden değil bu ülkede yaşayan herkesin tercihlerinin siyasi olarak anlaşılması gerektiğindendir. %48,59 değil de %30 olsaydı da çok değerli olurdu.
Çünkü; siyaset “insan” için yapılır…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.